23 Aralık 2010 Perşembe

Zatürre

Küçükken büyüklerimin aman sırtına bişey giy zatürre olursun,aman taşlara basma zatürre olursun,hava çok soğuk sıkı giyin zatürre olursun,...laflarıyla soğuk havanın sebep olduğu bir hastalık olarak tanırdım zatürreyi.Ama öyle değilmiş,mikrobik bişeymiş zatürre,tipik ve atipik diye de çeşitleri varmış,okul çocuklarında özellikle bu aylarda çok sık görülürmüş,tedavisi olan ama uygun tedavi yapılmazsa ölümcül olabilen bir hastalıkmış.

Nereden mi biliyorum?

Benim küçükbeyim zatürre geçirdi.

Bir gün öncesinde hiç birşeyi yokken geçen hafta kuru bir öksürük başladı,o gece biraz ateşlendi üzerinde durmadım,her ateşlendiğinde doktora götüren bir anne olmadım hiç bir zaman,hatta ateş düşürücü bile vermedim,sabaha düşmüştü ateşi zaten.(Gece sık sık kontrol ettim 39'u geçmedi hiç)

Ertesi akşam nefes alıp vermesinde bi tuhaflık hissettim,çok hızlı nefes alıp veriyordu,babası,burnu tıkalı herhalde falan dese de sabah doktora götürdüm.Muayene bulgularında pek bişey göremedi doktor,bronşiti var bronşları tıkanmış bayağı ama biz gene de film çekelim dedi.Filmde atipik zatürre çıktı.6 iğne ve günde 5 kez buhar tedavisinden sonra şuruba geçtik,şimdi iyiyiz,cumartesi tekrar kontrolümüz var.Anneannemiz de geldi çok mutluyuz:)

Aman dikkat,çocukları özellikle bu aylarda kapalı yerlerden ve kalabalıktan uzak tutun

Bu da küçük beyin ilk anlaşılır heykel çalışması,yüzündeki delikleri çatalla yaptı;

29 Kasım 2010 Pazartesi

SOYUT KAVRAMLAR

Kaç yaşında başlar soyut kavramlar hakkındaki sorular acaba?
Küçükbey bu aralar başladı yavaş yavaş.
Geçenlerde bana:"Anne ben kaybolursam olmazım değil mi"dedi
Anneme de ezan esnasında"Anneanne Allah neden görünmüyor?"demiş.
Ve zaman kavramı hakkındaki sorusu çok ilginçti.
Aneannesini özleyeb Küçükbey durmadan "Anne ne zaman gidiyoruz anneanneme?"diye soruyor ve her gün 3 gün kaldı,2 gün kaldı cevapları alarak yatıyordu. Son gün "Yarın gidiyoruz oğlum anneanneye" dedikten sonra yattı ve sabah kalktığında ilk sorusu şu oldu;
"ANNE BUGÜN YARIN MI?"

MERHABA!!!

Bloğum ve bloğumu okuyan ey insanlar merhaba...
Yenilendim ve geri geldim.
4 kilo verim,
Anneme gittim,
Özlediğim ne varsa gördüm,
Kendime yeni giysiler aldım,
Oğlum kaybolan "Ayla"nın yerini "Eda"ile doldurdu,
Teyze oluyorum,
Bebek bey artık benim için küçükbey
çok kısa sürdü belki 1 gün sadece...
Küçükbey artık tuvalete gidiyor,uzun uzun yazmanın anlamı var mı?
Bez bağlamayalım anne dedi ver bitti herşey bu kadar basit olacağını,
O bez paketinin aldığım son bez paketi olacağını bilmiyordum...
Şimdi çok rahatız,
sabah bahçeden bir çiçek koparıp "Anne öğretmenime götürüyorum"diyen bir küçükbeyim var artık!

21 Ekim 2010 Perşembe

Blog Annesi Olmak

İşte bu da blog annesi olmakla ilgili yorumum;

Annelerin Dünyası_Blog Takip Annesi

14 Ekim 2010 Perşembe

En çok tıklananlar

Sevgili Eylül Kuazusu Bahar beni sobelemiş.Kendisine teşekkür ediyorum.

İstatistiklere göre en çok tıklananlar;

1) Pasta Deyip Geçme

2) Gece Boyunca Uyumak

3) Kulplu Silindirler

4)Music Forever

5)Eşleştirme Kartları

5 Ekim 2010 Salı

Köprü Altı

1 ayı aşkın süredir yazamadım. Merak edenler var. Köprünün altından çok sular aktı.
Önce tatil,
Sonra Bebek Beye yuva arayışları.
32 yuva incelemesinden sonra karar kılınan 6 gündür anneanneyle birlikte yarım gün gidilen bir yuva ,
Yeni ders yılının başlaması ve yeni bir ders programına adapte olmaya çalışan ben,
Oğlumun yuvaya alışması sürecinde içinden yazmak değil okumak bile gelmeyen ben,
Nasıl oluyorsa
Annelerin Dünyası'ndayazmaya başlayan gene ben.
Döneceğim yakında...

3 Eylül 2010 Cuma

Endişeliyim

"Soruların çalınıp şaibeli KPSS ile öğretmenlerin belirlendiği ülkede, avcuna kopya yazan, arkadaşının kağıdına bakan çocuğa kızabilir misin!?"
diye sormuş eski bir öğrencim.

"Birisi de cevap vermiş;"Sen nasıl geldin buraya?"diye sormaz mı?" diye.
Kim gerçekten hakkıyla geldi olduğu yere nereden bilecekler?Bileceğiz?
Çocuklarımıza doğruyu,dürüst olmayı hangi örneklerle öğreteceğiz?
Adalet yerini bulur mu?
Ya bulmazsa?
Hakkı olmadığı halde , sahtekarlık yapıp gelip benim mesai arkadaşım olursa birileri!
Ya da daha kötüsü benim çocuğuma öğretmen olursa !...

27 Ağustos 2010 Cuma

Ağlama!!!

Bir insan düşündüm, yetişkin bir insan, bağırarak ağlıyor, hıçkıra hıçkıra ,gözlerinden akan yaşlar ağzına doluyor,sonra yere kapaklanıyor,burada tepinerek ağlamaya devam ediyor.Ağlamaktan bağırmaktan neredeyse sesi kısılıyor.
Bu insanı bu kadar ağlatan ne olabilir diye düşündüm.Ben hiç bir zaman böyle ağladım mı?Yaşadığım anları sorguladım sonra bir bir...
En sinirli anımı düşündüm...
En duygusal anımı..
En mutsuz anımı...
En savunmasız anımı...
En mutlu anımı...
Sonra buldum,çok sevdiğim birini kaybettiğimde haftalarca bi damla bile göz yaşı dökmeyip,nice sonra aynı bu şekilde ağlayıp tepinmiştim.Onu geri istiyordum o kadar...

Bunları dün aynı şekilde salya sümük ağlayıp tepinen bebek beye bakarken düşündüm.
Gerçekten bu kadar önemliydi istediği,elinden alınanı geri istiyordu...
Onun küçük dünyasında elinden alınan bu plastik müzik aleti benim büyük(!)dünyamda elimden alınan kişi kadar değerliydi.
Ona plastik müzik aletini geri verdim.
Çok sevdiğim , ama elimden alınan kişinin yadigarı olmasına rağmen...



26 Ağustos 2010 Perşembe

Nurturia'dan Bir Sosyal Sorumluluk Örneği



(sayfaları dökümanın sağ alt köşesine tıklayarak ilerletebilirsiniz)


Bu dökümanı pdf olarak indir.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

20 Sene Sonra...

Bebek beyin sabahtan akşama kadar tornavida,çekiç ve bilimum el aletiyle oyalandığını yazmamıştım sanırım buraya. Kontrol kalemiyle tornavidayı ayırtedebilen,gerçek çiviyi gerçek çekiçle muntazam bir şekilde tahtaya çakabilen,avuç taşlama,lokma anahtarı,keski ve bilimum adını benim bile bilmediğim aleti uzaktan bile tanıyabilen bebek beyin tamirci amca ve usta rollarine bürünüp,arada bu rollerden sıyrılıp ben motorcu abiyim diye motor tabir ettiği taş devri arabasıyla kafasında kask evin içini turladığı zamanlarda , 20 sene sonrasını düşünüyorum kafamda.

Özgür yetiştiriyoruz ya çocuğu,kararlarına saygı duyuyoruz,ne giymek isterse onu giyiyor,ne tatmak isterse onu tadıyor, 20 sene sonra ben kendime motor aldım işime ya da okuluma bununla gideceğim diyen bir genci nasıl durdururum ben?


Ben okumak istemiyorum anne gerek yok beni bir ustanın yanına çırak verin ben de usta olacağım diye tutturursa hayır mı diyeceğim??


2 yaşındayken bile kararlarına saygı duyulan bir insan 22 yaşında birden kararları hiçe sayılırsa,onlara karşı gelinirse,caydırılmaya çalışılırsa nasıl hisseder?


Öyle mutlu olursa olsun mu?


Küçük usta kıçında beziyle tamiratını yapmış karşımda aletlerini toplarken bunları düşünmem için çok mu erken?


İşte tam da bu sırada bana dönüp " Toplamama yardim et anne sen çiraksın , ben ustayım , çirak olmadan usta olunmaz!!!"dedi.


Yok yok ben kafayı yiycem galiba...


11 Ağustos 2010 Çarşamba

Cennetin Çocukları

Bu film nasıl gözümden kaçmış anlamadım. Dün akşam sanırım trt de yayınlandı. Muhteşem bir öyküsü var, film Tahran'da çekilmiş,zaten bağımsız İran sinemasına ait.
Yoksul bir ailenin 2 çocuğundan büyük olan Ali, kardeşi Zahra'nın ayakkabılarını tamirciden alıp eve getirirken kaybediyor, özellikle babalarından itina ile gizlenen bu sır ve yine Ali'nin ayakkabılarını dönüşümlü olarak giymeleri,Ali'nin bu duruma çare bulma çabaları ...Özellikle sonu etkileyici filmin,97 yılından bu yana hala seyretmeyen varsa (benim gibi) mutlaka seyretsin derim ben

kendime:bu aralar

bu aralar kartonum ben mukavvadan ince ama kağıttan kalınım
bu aralar güvercinim ben şahinden tutsak, muhabbet kuşundan özgürüm
bu aralar 2 yim ben 3 ten küçük,1 den büyüğüm
bu aralar 29 um ben 28 den büyük, 30 dan küçüğüm
bu aralar öğlenim ben sabahtan geç , akşamdan erkenim
bu aralar griyim ben beyazdan koyu ,siyahtan açık
şekerden acı olsam da biberden tatlıyım
tavşandan yavaşım belki ama kaplumbağadan da hızlıyım
vasatım işte ne çok ne az...

Diyalog

-Bi dakka anne o suyu alamazsın,ben onunla oynuyodum amaaaaa!

-Bak anne bu keski,çook tehlikeli bak sivri yerine , sakın elleme tamam mı?orasına elleyebilirsin bak orası sivri değil anne!

-Anne!Ben motorcu abiyim motoruma binicem,kaskımı takıcam, ınnnınnnnnn gidicem şimdi bak anne.

-Anne kırmızı yandı duruyorum bak,bekliyorum,şimdi yeşil yanınca gidicem...hıhh yandı işte güle güleeeeeee

-Anne bak ben konuşan maymunum:uuu aaaa uuu aaaaa anne!

-Anne ben kaka yapamıyorum,çünkü kabız olmuşum,meyve yiyim şimdi bi daha kabız olmam tamam mı anne

-Baba aklıma çok güzel bi fikir geldi.Matkap ucunu matkaba takalıııııım baba!


Bunun yanında ikimiz,üçümüz,hepimiz,zaten,bugün,dün,bi keresinde,bi de baksam ki gibi kelimeleri de yerinde kullanır oldu bebek bey, şu bezi de atsak da bebek beylikten küçük adamlığa terfi etsek ne iyi olur.

Bir de "bırak yaaaaaa!" lafına taktı bu aralar, bişey söyleyince elini havaya kaldırıp "bırak yaaaaa!" diyor.Anlamadım...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Çocuk ve Spor


Spor yapmaya vakit bulamıyorum. Tam başlıyorum yapmaya , önce hergün , sonra 2 günde 1 , sonra haftada 1 falan derken bakıyorum bırakmışım. İnsanın yemek yemek,uyumak vs gibi fiziksel ihtiyaçları gibi olmasa da, kitap okumak , televizyon seyretmek , oyun oynamak gibi alışkanlıkları arasında yer almalı spor. Alışmalı insan buna , zoraki yapılınca olmuyor işte.
Bu alışkanlığı çocuk yaşta edinmeliyiz bence. Oğluma nasıl iyi alışkanlıklar kazandırmak için elimden geleni yapıyorsam , spor yapması için de teşvik etmeliyim.
Onunla yapabileceğimiz sportif faaliyetler az değil. Sabahtan akşama kadar atlayıp zıplayarak, koşarak,tırmanarak zaten sürekli spor yapıyor olsa da adı spor saati olan bir zamanı belirlemeliyim.
İşte bazı spor faaliyetlerimiz;

Oklavayı yere paralel tutuyorum , bebek bey oklavaya 2 eliyle asılıp ayaklarını kaldırıyor. Kol kasları ve denge için.10 sn ye ye kadar çıktık şimdilik. Bunu da konsantrasyon eksikliğine bağlıyorum.

Fış fış kayıkçı oyunu.Karın kasları için.

Elleri yerde iken ayaklarından hafifçe havaya kaldırıyorum. El arabası oluyor. Geziyor bir süre. Kol , karın ve boyun kasları için.

Nefesi burundan alıp cama buğu yapar gibi dolu dolu ağızdan verme egzersizi.Doğru nefes için.

Yere gelişi güzel serilmiş ipin üzerinden yürüme.Denge için

Yere yatıp ayakları iki elle kavrayıp sağa sola yıkılma egzersizi.Karın kasları ve denge için
.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Kukla

Lise yıllarımdan bir parça işte burda








Bu da bebek beyin oda dekoru

Müzik Aletleri

Bunların hepsi müzik aleti. Ne kadar şirinler değil mi?Annem Safranbolu'dan almış hepsini.







Bebeğim büyümüş:))

Bebek beye ilk 6 ay sadece anne sütü verdim,6 ayın sonunda yavaş yavaş başlanan ek gıdalarla süte ilgisi azalsa da 8,5 aylık olana kadar, gün içinde ve geceleri hep emzirdim. 8,5 aylık olduğunda artık emmek istemez oldu . Hafif burun akıntısı olması dolayısıyla da zorla emzirmeye, sağdığım sütü vermeye vs devam ettim 15 gün daha emdi. 9 aylık olduğunda artık emmemek için yeri göğü inletir oldu ve ben de emzirmeyi kestim. Aralık ayında virüslerin kol gezdiği bir dönemde emmeyi bırakarak ağır bir gribal enfeksiyona yakalandı. 10 gün boyunca yattı , ilk bir hafta antibiyotik kullanmadık , bu sırada bebek beye kordon kisti teşhisi konuldu -ki buna fıtığın değişik bir versiyonu da denilebilir ve acil ameliyat gerektiği için antibiyotik tedavisi gördü. Enfeksiyon geçince kolay ve başarılı bir kordon kisti ve sünnet operasyonu geçirdi. Bu tarihten sonra da ne kadar çabalasam da emmedi. Sağılan sütü de içmedi. Bu onun tercihiydi.Sonra bebek sütlerine geçildi. 1 yaşından sonra da uht sütle bir 4 ay daha geçti , sonra mail gruplarındaki dostlarımız sayesinde aysun sütü keşfettik. O gün bugündür de aysun sütten her gece kocaman bir bardak gün içinde de , ya da bazen sabah kahvaltılarında da severek içiyoruz.



Bunları anlattım çünkü dün akşam bebek bey, "şimdi banyo yapıp, süt içip,kitabımızı okuyup uyku zamaanıııııııı" dediğinde, dolapta hiç süt kalmadığının aklıma dank etmesiyle yaşadığım dumur,eşimin şehir dışında olması ve benim kalkıp bebek beyle süt almaya gitmemin zorluğu ve apt.görevlisinin acil işi çıkması dolayısıyla süt alacak başka kimsenin olmaması ve komşuda da sütün kalmamış olması ve bebek beye "süt kalmamış oğlum, bu gece de yatmadan önce su içmeye ne dersin?"sorum üzerine hiç de beklemediğim bir şekilde"tamam anne bu gece de su içerim" demesi benim için bebek beyin artık YOKtan anlayan , kocaman bir çocuk olduğunun göstergesidir.



28,5 aylık kocaman bir çocuk...



Bu da bebek beyin ameliyata girmeden az önceki hali

Zaman tüneli

Temmuz 2008

Temmuz 2009

Temmuz 2010

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Şimşek

Bunu yakalamak için 1 saat balkonda oturan sevgilimin zaferi

Türkçe Şarkılar

Bebek beyin dinlediği müzikleri yayınlamıştım daha önce . Bunların arasında özellikle raffinin "old mac donald had a band" ini ,"baa baa black sheep"ini ve "wheels on the bus"şarkısını müzikal olarak sevse de biraz da olsa benim Türkçelerini uydurup söylememle ve görüntülerle desteklememle şarkıların ne anlattığını bildiği için daha da seviyor.(yes sör yes sör tri begs fullll derken eliyle 3 gösteriyor örneğin) Dolayısıyla anlamını bildiği şarkıların yani Türkçe şarkıların yeri ayrı. Dinlediğimiz Türkçe şarkılar da bunlar;
-Bay mikrop
-Benim annem güzel annem
-Beyaz bulut
-23 Nisan
-Dedemin gözlükleri
-Güzel kitabım
-Haftanın günleri
-Kedi
-Kırmızı balık
-Küçük kurbağa
-Müzikli alfabe
-Sar sar makarayı
-Taşıtlar
-Trafik
Ve benim engin repertuarımdan çıkıp da kulağına yer eden şarkıları asıl kaynağından dinleme isteği üzerine internetten bulup da çaldığımız şarkılar

-Anlıyorsun değil mi?(Barış Manço)
-Arkadaşım Eşek
-Ayı
-Zordur almak bizden kızı
-Fayton(Ezginin günlüğü)
-Bakkal amca(Mahmut Tuncer:))(Sabahın 6 sında kalkıp bakkal amcayı dinliycem anne diyen bir kişilik oldu bebek bey)
-Yallah şoför(İbrahim Tatlıses)
-Havada bulut yok
-Zeynebim
-Çanakkale Türküsü


Bir de çok severek oynadığımız bir oyun oldu benim şarkıları mırıldanmam ve bebek beyin de o şarkının hangi şarkı olduğunu bulması...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Deniz Üstü Köpürür...

Anne hadi ben de kullanayım

Ve bebek bey tam yol ileri giderken bir şarkı tutturur; Dalgaaa,dalgaaaa bizi neden ıslatıyosun?Dalgaaa dalga bizi neden ıslatıyosun? Dalgaaaa dalgaaaa bizi neden ıslatıyosuuun?...

18 Temmuz 2010 Pazar

Elektrik Prizleri

Prizler oldum olası beni çok ama çok korkutur. Bir keresinde dışarıdan eve girdiğimde annem mutfakta birşeylerle uğraşıyordu. Bebek beyi sordum, odasında oynuyor dedi. Koridordan kafamı uzatıp baktığımda bebek bey, plastik koruma takılmış prizi yerinden çıkarmış inceliyordu. Arkasından kabloları görünen elde evirilip çevirilen fazlardan birine dokunmaya belki de ramak kalan priz!Odaya nasıl koştum elinden nasıl kaptım nasıl çığlık panikle bağırdım bilinmez...
O gün hemen babasıyla bir elektrikçiye gidip kaçak akım rölesi aldık.
Bunu evde sigorta kutusuna bağlıyorsunuz en ufak bir kaçak akımda sigorta atıyor. Sonra oynasın bebeler prizlerle dert değil.
Yalnız kaçak akım röleleri çok hassas olduklarından evdeki tesisatın çok eski olmaması gerekiyor yoksa sigorta kendiiğinden atar. Aynı şekilde beyaz eşyalar ve diğer elektrikli cihazlarda da herkandi bi küçük kaçak -ki bu miliamperler değerinde yine sigortayı attırmaya yeter.
Bebeği özellikle küçük ve meraklı olanlar düşünsünler derim...

16 Temmuz 2010 Cuma

Labuat

Paylaşmadan duramadım;

Tıklayın

13 Temmuz 2010 Salı

Özgürlük??

Günlerce balkondan dışarıyı seyretti kedi hanım , kaç kere yeltendi aşağıya atlamaya kim bilir?Ne zaman balkona çıksam gözü dışarılarda. Onunla arkadaşlık etmek için kovalamalarıma aldırmadan bizim balkona tırmanan sarman da kesmedi onu.Bir gece baktım ki aşağıda , korkmuş, sinmiş binanın dibine, zar zor getirdim eve. Sonra 2,3,4...Derken bir akşam yolun taaa aşağılarından koşarak geldiğini gördüm. Ooooo dedim iş işten geçmiş içeri dışarı kedisi olmuş bizim kedi hanım. Şİmdi kafası esince iniyor bahçeye,gezip tozuyor,börtü böcek avlıyor gönlünce,yorulunca da üç hamlede tırmanıyor balkona , bizlerin yanına kirli patileriyle.


Yukarıda anlattıklarım beni çok mutlu ediyordu. Ta ki pazar sabahı saat 6 sularında Bebek bey "o ne anne?" diye salonun ortasındaki yolunmuş tüyleri ve boynu bükük yatan zavallı kuş yavrusunu gösterinceye kadar.Artık soruyorum kendime;

Birilerinin özgür olması , başka birilerinin özgürlüğünün elinden alınmasına eş midir?
Bu doğa kanunu mudur?


P.S.Bu konuda eşimin yorumu:"O kedi hayatta kuş muş avlayamaz, ağaçtan düşen ölü kuşu alıp gelmiştir eve merak etme"
P.P.S.Kedi hanımın tüm aşıları tamamlanmıştır.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Kaptan Kaba Damlalıkla Sıvı Aktarma


2 adet cam kap

gıda boyası
damlalık(Asıl kullanılan damlalıktan Türkiye'de yok , benim kullandığım az sıvılar için ama iş görüyor)
Tepsi
Temizlik için sünger
Renklendirilmiş sıvı önce sol kaptan sağa sonra sağdan sola damlalıkla aktarılır.
Önce bir defa ben yaptım sonra bebek beye bıraktım.

Son Gelişmeler

Artık çocuklara yarardan çok zarar verdiğini düşündüğümüz için oyun grubuna son verdik.Biraz birbirlerini özlesinler istedik. Biz anneler de küçükleri babalarına bırakıp yalnız buluşmaya karar verdik.

Oyuncaklarla konuşma, onları besleme birlikte havuza girme, kaydıraktan kayma, sarılıp öpme....Bir sonraki aşamada oyuncakların yerini arkadaşlar alacaktır diye umut edip bir huzurlanıyorum...

Sabahtan akşama kadar Türkçe,İngilizce, Afrika dillerinde şarkılar dilinde ("ol mek danıld hepiniiiiiz...ia ia oooo","dallari bastı kiraz dumaduma dum",baa baa blek şip evinini vul yes sör yessor tii bek ful")

Kavanozların,paketlerin üzerini okuma("ayran içilir ama sakız yutulmaz yazıyo anne orada")

Motor hastalığı devam ediyor,;("Anne börgır kinge gidelim belki börgır king abi görürüz, kaskını takar,motoruna biner gider","Anne bak orda börgır king abi var , hayır oğlum onlar müşteri,hayııır anneeee giysilerinde börgır king var amaaaa")


Anneannemiz gittiiiii, başbaşa kaldık bakalım

Eylül için yuva aramalarına devam

9 Temmuz 2010 Cuma

Ahtapot Paula

Bu ayki Meraklı Minik dergisinde görünce bayıldık ve Dünya Kupasının kahin ahtapotunun dişi versiyonu Paula 'yı yaptık .Bizimki henüz bir kehanette bulunmadı ama Bebek bey onu çok sevdi. Yapılışına gelince;

Kalın örgü yününden 50 cm uzunluğunda 24 adet kesiyoruz.

Bunları tam ortadan fazla sıkı olmamak koşuluyla bağlıyoruz.

Bir parça pamuğu araya koyarak sevimli ahtapotumuzun kafasını oluşturmak üzere tekrar bağlıyoruz,

8 e bölerek saç örgüsü yapıyoruz.

Kırtasiyeden alıdığımız gözleri ya da delgeçle beyaz kağıdı delmek suretiyle oluşturulan ve ortaları siyaha boyanmış (ki ben böyle yaptım) gözleri yapıştırıyoruz.

Ve işte karşınızda Ahtapot Paula...

27 Haziran 2010 Pazar

Bisküvi Adam


Bu kitaba bayıldım ben. Bebek bey de seviyor zaten. Okuyoruz arasıra .Yaramaz bisküvinin kendisini yemek isteyen insan ve hayvanlardan kaçış öyküsü. Onu yemek isteyenler bu isteklerini açıkça beyan ettiklerinden kurnaz tilkiye inanıp güvenen bisküvi adamın yine o tilkinin midesinde son bulan öyküsü. Başta bebek beye okuyup okumamakta kararsız kaldım ama bu bisküvi adamın adam kısmına değil de bisküvi kısmına odaklanacağını düşünüp okudum. öyle de oldu. zaten tilkinin yediği bir adam değil bisküvi neticede. Tavsiye ederiz.

Evde Montessori Semineri

Evde montessori semineri bu kez gerçekten etkileyici oldu. Buralardan taaa oralara gittiğime de deydi. Hilal hanım 30 a yakın uygulama yaptı ve açıkladı. Bana çarpıcı gelen noktalarsa şöyle özetlenebilir.
Bir uygulamaya başlamadan önce hazırlık yapmak gerekiyor.
Bugün seninle ... ile ilgili bir etkinlik yapmak istiyorum. Sen de ister misin ?diye çocuğa ön bilgi veriliyor ve istekli olup olmadığı soruluyor.
İstekliyse uygulama önce tarafımızdan yapılıyor. Burada çocuğun bizi göreceği şekilde yanyana oturmak gerekiyor.( Sağ elini kullananlar çocuğun sağına solaklarsa soluna oturmalı)
Bir kez uyguladıktan sonra ona sen de yapmak ister misin diye sorulup beklenmeli, uygulamayı tamamlasın ya da tamamlamasın müdahale edilmeden beklenmeli. Etkinliği istenilen şekilde yaptıysa(bizim ilk uygulamamız gibi) bir daha yapmak ister misin? diye sorulmalı ki zaten bu soru evet sen bunu yaptın , aferim , başardın, bravo sözcüklerini içeriyor.Bu böyle sıkılıp kalkana dek sürüyor.
Etkinliği sulandırması (bkz. alt fotoğraf)etkinlik onun istediği doğrultuda sürdürülmeli yorum yapılmamalı , tarih not edilmeli ve bir sonraki deneme için en az 2 ay beklenmeli.
Örnekse kaptan kaba avuçla taş aktarma,kaptan kaba taş aktarma,suyla yapılan etkinlikler ...içinden kolay görüp seçtiğim ve uyguladığım kaptan kaba taş aktarma etkinliği güzel başlamış bir kaç denemeden sonra aşırı derecede sulandırılarak aşağıdaki görüntü oluşmuştur. 2 ay sonra tekrar denenmek üzere rafa kaldırılmıştır.

El aletleri kartları


Alet hastası Bebek beyin "Hadi anne alet çıkaralım laminas edelim!" talebi üzerine internetten seçtiği resimleri indirip lamine ettiğimiz el aletleri kartlarımız.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Bazı Gerçekler

Biz blogcu anneler genelde çocuklarımızla yaptığımız eğlenceli yolculuklardan bahsederiz buralarda. Yaptığımız etkinlikler,geziler,söylenen tatlı kelimeler,emzik, biberon bırakmalar,bezsiz gezmeler,başarısızlıklarımıza şöyle bir değinip başardıklarımızı yazarız genelde.Bu blogdaki çoğu yazı da bu doğrultuda yazıldı.Evet eğlendik,evet öğrendik,büyüdük,gezdik tozduk,mutluyuz... Ama evdeki asıl uğraş yaramaz miniğin olur olmaz şeylerden ötürü çıkardığı krizlerdir. Biz anne babalar kimi zaman sakin kimi zaman kızgın ama çoğunlukla yapıcı ruh halimizle , karşımızdaki taze beyni saf ruhu hayat tecrübesi ve laf cambazlığımızla iki taraf da incinmeden alt ettiğimiz bir oyunun içine giriyoruz sanki.
İşte bizim evden etkinlikten,montessoriden,gezilerden,sanat eğitiminden,sportif faaliyetten,bol kitap okuyup müzik dinlemekten arta kalan zamanlardan bir kesit

Havuç Krizi

8 Haziran 2010 Salı

SEL TATİLİ

Dün öğleden sonra okulları tatil ettiler. Niye ?
Çoluk çocuk , öğretmen tayfası iyice bir dinlensin de bugün iyi yüzsünler diye.
Çünkü dün biz İstanbul'a çok uzak bu İstanbul köşesinden sadece yağmurun kokusunu duyarken bugün yağmurun ta kendisi iliklerimize kadar ıslattı bizi.
Olsun yağmuru severim ben, şemsiye de taşımam zaten. Arabam da yok , havadaki şu elektrik yükü bi nötrlendi mi yağmurla yeniden doğmuş gibi olurum. Toprak kokusu, tüm yükünü bırakmış , salınan bulutlar, yavaşça aydınlanan gökyüzü ve oradan buradan yere düşen son damlaların sesi...
Ah bir de dereler taşmasa , insanlar mahsur kalmasa biyerlerde , kimsecikler sele kapılıp gitmese ...
Al işte

TAHAMMÜLSÜZLER!

Bu adam , muhteşem süs havuzlu çay bahçesine koyduğu üç beş tavuğu -ki bence kuğu ya da ördek daha iyi olurdu- neşe içinde kovalayan çocuklara TAHAMMÜL edemez. Tavuklarının neşesi kaçmıştır çünkü. Tavuk kışkışlar gibi kovalar çocukları…

Bu hatun kişisi, İstanbul – Ankara seferi yapan trenin örtülü kuşetlisinde 2 yaşında bir çocuğun gece mızırdanmalarına hadi o neyse de sabah cıvıldamalarına TAHAMMÜL edemez. Pazarlık yapmaya çalışır onunla lutfen der biraz daha uyuyayım. 2 yaşındaki çocuk anlamaz onu . Devam eder konuşmaya , hatun kişi annesine saldırır bu kez , ilgisizlikle falan itham eder onu …

Bu kadın –kocamandır bu kadın dediğim 50 sine yakın - kilitli bahçe kapısının önünde bişeyler eşeleyen köpeciğe taş atar. TAHAMMÜL edemez bir başka yaratığa , kendisi gibi insan(!)olmayanlara…

Bu kadın da bu adama TAHAMMÜL edemez. 2 yaşındaki çocuğu alır başlar kovalamaya tavukları, adam hiçbir şey diyemez.

Bu kadın hatun kişiye de TAHAMMÜL edemez, zaten yorgundur, üzgündür, rahatınıza düşkünseniz umumi trende yolculuk yapmayacaksınız der, 2 yaşında çocuğa laf anlatılamayacağını anlatır tane tane , hatun kişi de anlamaz onu…

Bu kadın o kadına da TAHAMMÜL edemez. Niye atıyorsun o taşları köpeğe ne zararı var sana? diye sorar uzaktan. Cevap vermez öbürü devam eder taşlamaya hayvanı. Hayvan kaçar, o kadın mutlu ve gururludur köpeği evinden uzaklaştırdığı için ama bu kadın hala unutamamıştır bu TAHAMMÜLSÜZ insanları , yazıp durmaktadır baksanıza …

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Yazı tahtası



Sonunda bebek beye istediğim IKEA tahtayı aldım.Bol bol resim çizsin üzerinde diye:)
İlk eseri de yukarıda.

20 Mayıs 2010 Perşembe

:)

Bu fotoğraflara rastladığımda oluşturduğumuz gün kadar olmasa da çok güldüm. Küçükken lunaparklardaki komik gösteren aynalar favorimdi zaten,bu da öyle birşey üstelik oturduğun yerden ve çok daha fazla seçenek var. Bebek bey de çok eğlenmişti o gün. Web kamerası olanlar kesin yapsınlar bu işi gerçekten çok eğlenceli:)

CİVCİV


Bunları yaptık yayınlamadık . Çok tatlılar,bildiğiniz patates,havuç,çörekotu ve maruldan ibaret ama yediriyorlar kendilerini:)

18 Mayıs 2010 Salı

Dünya Off Shore Şampiyonası


9 Mayıs'ta Dünya Off Shore şampiyonasının Haliç grand prixsi ne rastladık seyrettik. Bebek bey mest oldu. Hala dilinden düşürmüyor.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Tatlı Blog Ödülü

Sevgili Naz İrem'in annesi bizi tatlı blog ödülüne layık görmüş. Çok teşekkür ediyoruz. Biz de ödülleri 10 bloggera gönderiyoruz.





Naz İrem'in annesi
Eylül'ün annesi
Sirar
Alya'nın annesi
Zeynep Gülce'nin annesi annesi
Aslena
Çınar'ın annesi
Kuzey Tan'ın annesi
Defne Nil in annesi
Defne'nin annesi

Köpüğe raptiye saplama


Beyaz köpüğü alıyorsun üzerine renkli elektrik bandıyla şeritler çekiyorsun aynı renkteki raptiyeleri köpüğe saplamasını istiyorsun.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

İnciboncuk:)

İşte normalde gür çıkan sesi biraz kısık çıkmış ama ne yapıp edip çektim videoya . Kamerayı görünce oğlun geldi mi dediğimde gelmedi diye bağırıp kaçıyordu aslında hehehehe:)

11 Mayıs 2010 Salı

Bebek Beyin Dilleri

Ben artık gerçekten inanamıyorum bebek beyin dil gelişimine, geçen sene bu zamanlar ilk "anne" sinin üzerine yüzlerce kelimeyi ekleyivermiş 1 yılda dil cambazı olup çıkmış benim oğlum.
*Anne,sarımsakları soydum anne,sonra tak tak tak ezdim onları,yemek yaptım anne.
*Çakıl!dikkat et havaya uçaasın ordan!(Balkon kenarından etrafı seyreden kedi hanıma)
*Baba,beni denis kenarına götürür müsün baba?
*Dominoyu bana verir misin lutfen baba?
*Anne kusura bakma iniyim!(Kalabalık bir çay bahçesinde oturmuş kahvelerimizi içerken masadan inip gezinmemesi gerektiğini bilerek)
*Anam valla bi kuşlar var orda. Anam in de bak!(Parkta otururken uzakta gezen kazları gördüğünde)
*Anne buuudozey neede?Anne beton kaaamonu neeede?Anne mokeyeyet(motorsiklet)neeede?(Arabaya biner binmez)
*Anne yazın okula gitmiiicek,soooya mayomuzu giyceeez havuza gidiceeez şap şap yüzüceeez,denize gidiceeez ama denizde gemiler var birsürü gemiler var orada anne, sonra havuzdan çıkıp dondurma yiyiceeez , anne yazın okula gitmiycek anne!
*O neymiş anne?(İlginç bir şey gördüğünde ya da duyduğunda ve sen ne olduğunu söyleyene kadar bozuk plak gibi)
*Annane oraya bakıp aaaaaaay ne güzel temizlemiş demir der anne(Elma yaptığı duvarı silerken)
...

Bunları dinliyoruz

Bebek Bey'in dinlediği müzikleri yazmak istiyordum ne zamandır.İşte;

Doğduğu günden bu yana vazgeçmediği Baby Einstein Serisi Dinle

















Dünya müzikleriyle coştuğu ninnilerle durulduğu Putumayo serisi Dinle















Türkçeye çevirilmiş olanlarıyla eşlik ettiği Raffi Dinle





Benim de severek dinlediğim Scream Factory Monsters albümü Dinle





Ve dilinden düşürmediği Banu Kanıbelli Dinle




6 Mayıs 2010 Perşembe

Annem

ÖNCE TIKLAYIN







ANNE

Bırak kalsın masada ekmek,
testide su..
Ayna puslu, pencere camı kirli,
Bırak kalsın saçların dağınık,
gözlerin uykulu.
Saksıdaki çiçek susuz,
kedi yalını bekler bir köşede,
Bırak kalsın meyve ağaçta,
kırlangıç havada,
Dama düşen ince bir yaz yağmuru...
Yoruldun artık, bütün gün
didinip durdun,
Toprak bile, gök bile, deniz bile
bir yerde yorulur.
Bırak kalsın süpürge duvarda,
sabun kovada.
Anne, gel yanıma otur...



Otur da anlat bana...Anlat bana senden daha önemli , daha değerli birşeyin varlığını hissetmenin ne demek olduğunu , anlat bana bir insanın geleceği nasıl çizilir, anlat bana birinin canı yandığında senin canının neden ondan daha çok yandığını,anlat bana biri hasta olduğunda neden hastalığın sana geçmesini istediğini, anlat bana biri içten bir kahkaha attığında neden senin gözlerinin dolduğunu, anlat bana geceleri ansızın uyanıp yan odada uyuyan birinin üşüyüp üşümediğini merak ettiğini,anlat bana işten çıkınca bir an önce eve varmak istemeyi,anlat bana biri yap dediğinde sorgusuz yapmayı,anlat bana koşulsuz sevgiyi, anlat bana koşulsuz vermeyi,anlat bana seni ve anneciğim anlat bana ANNELİĞİ...





Not :Şiir Ahmet Erhan'a aittir.

20 Nisan 2010 Salı

Bunlar da benim diğer kuzularım:)

Her birini çok seviyorum...

Canımın içi gün ışığım:)

Artık konuştuğu kelimelerin , hatta cümlelerin, hatta paragrafların hangi birini yazayım bilemiyorum. Bizimle resmen sohbet ediyor bu küçük adam...
İşte bazıları;
-Anne belki de arabanın içinde koookunç sinek vardır.
-Anne çık da kapat kapıyı
-Pazar günü dedenin aletlerine bakmaya gitceksin!(Burada kendisine söylüyor)
-Bunlar çilek deeel! Bunlar çileğin kabukları.Ben bugün çilek yedim.Bi tane daa yersem aleeeeji olurum.
-Anne ben basketbol ayakkabılarımı giyceem!
-Matkapla delik delinir,testereyle kesiliir,çeliçle tak tak çivi çakılıır!
-O senin yemeğin deeel çakil o benim yemeğim!
İnciboncuk:Arkadaşlarına mektup göndereceğiz:)
Bebek bey:Arkadaşlarına mektup gönder ııh kadeye(bana) mektup göndereriz

Oyun Grubumuz

Artık bizim de bir oyun grubumuz var:)Yaklaşık 1 ay önce bir oyun grubu oluşturduk. Bense fotoğrafları ancak düzenleyip de bloğuma ekleyebiliyorum.Haftada bir gün buluşup oyunlar oynuyoruz. Bebek bey ,Ayşe Nil ve Yaman'la buluşmaya koşa koşa gidiyor ve dönüşte de"çok güzel oynadık anne" diye memnuniyetini belirtmeden edemiyor. Bu üç kıvırcık şeker birbirlerini çok sevdi:)Bebek Bey'in büyük çaba sarfedip arka arkaya dizdiği sandalyelerden oluşan tren oyunu.
Bu işin uzmanı Emine tarafından hazırlanan köpüklere çubuk batırıp,çubuklara delikli makarna geçirme oyunu.

27 Mart 2010 Cumartesi

Bebek Bey Kütüphanesi

Yiğit bebeğin annesi kuzenim Elif beni arayıp Yiğit bebeğe kitap alacağım ne tür kitaplar önerirsin diye sorduğundan beridir koyacağım buraya Bebek beyin kitaplığındaki kitapları , bir türlü elim deymedi . Dün arkadaşım Elif de arayıp Demir bebek için kitap sorunca şart oldu . Gerçi üşengeçliğimden tüm kitap kapaklarını tek bir resimde topladım. Bir çoğunun da resmini bulamadım ama bunlar en favorilerimiz . Çoğunluğu da Ayşegül teyzemiz sağolsun Tübitak'tan . İnsanın Tübitakta çalışan teyzesi olunca böyle oluyor işte. Hadi bakalım hepsi internette var.Google a yaz isimlerini çıksın:)Al okusun yavrucaklar ,kitaba doysun:)Büyüyünce de büyüüüük büyük adam olsunlar anneleri gibi,doktor olsunlar,öğretmen olsunlar...
Bunları bir de rafa kapakları görünecek şekilde yerleştirdin mi çocuklar buradan seçiyorlar okumak istediklerini.Ben bu işi beceremedim zira 50 küsür kitabın ön yüzlerini odada nasıl yerleştireceğimi bilemedim. Bir kısmını kaldırdım. "AAtın yumurtta tavuk yeeedediiiiiy?" diye kaldırdıklarımı aradı hep , ama istediği kitabı rahatlıkla buluyor bebek bey. Bir kol hareketiyle hepsini indirip alıyor alacağını:)