27 Haziran 2010 Pazar

Bisküvi Adam


Bu kitaba bayıldım ben. Bebek bey de seviyor zaten. Okuyoruz arasıra .Yaramaz bisküvinin kendisini yemek isteyen insan ve hayvanlardan kaçış öyküsü. Onu yemek isteyenler bu isteklerini açıkça beyan ettiklerinden kurnaz tilkiye inanıp güvenen bisküvi adamın yine o tilkinin midesinde son bulan öyküsü. Başta bebek beye okuyup okumamakta kararsız kaldım ama bu bisküvi adamın adam kısmına değil de bisküvi kısmına odaklanacağını düşünüp okudum. öyle de oldu. zaten tilkinin yediği bir adam değil bisküvi neticede. Tavsiye ederiz.

Evde Montessori Semineri

Evde montessori semineri bu kez gerçekten etkileyici oldu. Buralardan taaa oralara gittiğime de deydi. Hilal hanım 30 a yakın uygulama yaptı ve açıkladı. Bana çarpıcı gelen noktalarsa şöyle özetlenebilir.
Bir uygulamaya başlamadan önce hazırlık yapmak gerekiyor.
Bugün seninle ... ile ilgili bir etkinlik yapmak istiyorum. Sen de ister misin ?diye çocuğa ön bilgi veriliyor ve istekli olup olmadığı soruluyor.
İstekliyse uygulama önce tarafımızdan yapılıyor. Burada çocuğun bizi göreceği şekilde yanyana oturmak gerekiyor.( Sağ elini kullananlar çocuğun sağına solaklarsa soluna oturmalı)
Bir kez uyguladıktan sonra ona sen de yapmak ister misin diye sorulup beklenmeli, uygulamayı tamamlasın ya da tamamlamasın müdahale edilmeden beklenmeli. Etkinliği istenilen şekilde yaptıysa(bizim ilk uygulamamız gibi) bir daha yapmak ister misin? diye sorulmalı ki zaten bu soru evet sen bunu yaptın , aferim , başardın, bravo sözcüklerini içeriyor.Bu böyle sıkılıp kalkana dek sürüyor.
Etkinliği sulandırması (bkz. alt fotoğraf)etkinlik onun istediği doğrultuda sürdürülmeli yorum yapılmamalı , tarih not edilmeli ve bir sonraki deneme için en az 2 ay beklenmeli.
Örnekse kaptan kaba avuçla taş aktarma,kaptan kaba taş aktarma,suyla yapılan etkinlikler ...içinden kolay görüp seçtiğim ve uyguladığım kaptan kaba taş aktarma etkinliği güzel başlamış bir kaç denemeden sonra aşırı derecede sulandırılarak aşağıdaki görüntü oluşmuştur. 2 ay sonra tekrar denenmek üzere rafa kaldırılmıştır.

El aletleri kartları


Alet hastası Bebek beyin "Hadi anne alet çıkaralım laminas edelim!" talebi üzerine internetten seçtiği resimleri indirip lamine ettiğimiz el aletleri kartlarımız.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Bazı Gerçekler

Biz blogcu anneler genelde çocuklarımızla yaptığımız eğlenceli yolculuklardan bahsederiz buralarda. Yaptığımız etkinlikler,geziler,söylenen tatlı kelimeler,emzik, biberon bırakmalar,bezsiz gezmeler,başarısızlıklarımıza şöyle bir değinip başardıklarımızı yazarız genelde.Bu blogdaki çoğu yazı da bu doğrultuda yazıldı.Evet eğlendik,evet öğrendik,büyüdük,gezdik tozduk,mutluyuz... Ama evdeki asıl uğraş yaramaz miniğin olur olmaz şeylerden ötürü çıkardığı krizlerdir. Biz anne babalar kimi zaman sakin kimi zaman kızgın ama çoğunlukla yapıcı ruh halimizle , karşımızdaki taze beyni saf ruhu hayat tecrübesi ve laf cambazlığımızla iki taraf da incinmeden alt ettiğimiz bir oyunun içine giriyoruz sanki.
İşte bizim evden etkinlikten,montessoriden,gezilerden,sanat eğitiminden,sportif faaliyetten,bol kitap okuyup müzik dinlemekten arta kalan zamanlardan bir kesit

Havuç Krizi

8 Haziran 2010 Salı

SEL TATİLİ

Dün öğleden sonra okulları tatil ettiler. Niye ?
Çoluk çocuk , öğretmen tayfası iyice bir dinlensin de bugün iyi yüzsünler diye.
Çünkü dün biz İstanbul'a çok uzak bu İstanbul köşesinden sadece yağmurun kokusunu duyarken bugün yağmurun ta kendisi iliklerimize kadar ıslattı bizi.
Olsun yağmuru severim ben, şemsiye de taşımam zaten. Arabam da yok , havadaki şu elektrik yükü bi nötrlendi mi yağmurla yeniden doğmuş gibi olurum. Toprak kokusu, tüm yükünü bırakmış , salınan bulutlar, yavaşça aydınlanan gökyüzü ve oradan buradan yere düşen son damlaların sesi...
Ah bir de dereler taşmasa , insanlar mahsur kalmasa biyerlerde , kimsecikler sele kapılıp gitmese ...
Al işte

TAHAMMÜLSÜZLER!

Bu adam , muhteşem süs havuzlu çay bahçesine koyduğu üç beş tavuğu -ki bence kuğu ya da ördek daha iyi olurdu- neşe içinde kovalayan çocuklara TAHAMMÜL edemez. Tavuklarının neşesi kaçmıştır çünkü. Tavuk kışkışlar gibi kovalar çocukları…

Bu hatun kişisi, İstanbul – Ankara seferi yapan trenin örtülü kuşetlisinde 2 yaşında bir çocuğun gece mızırdanmalarına hadi o neyse de sabah cıvıldamalarına TAHAMMÜL edemez. Pazarlık yapmaya çalışır onunla lutfen der biraz daha uyuyayım. 2 yaşındaki çocuk anlamaz onu . Devam eder konuşmaya , hatun kişi annesine saldırır bu kez , ilgisizlikle falan itham eder onu …

Bu kadın –kocamandır bu kadın dediğim 50 sine yakın - kilitli bahçe kapısının önünde bişeyler eşeleyen köpeciğe taş atar. TAHAMMÜL edemez bir başka yaratığa , kendisi gibi insan(!)olmayanlara…

Bu kadın da bu adama TAHAMMÜL edemez. 2 yaşındaki çocuğu alır başlar kovalamaya tavukları, adam hiçbir şey diyemez.

Bu kadın hatun kişiye de TAHAMMÜL edemez, zaten yorgundur, üzgündür, rahatınıza düşkünseniz umumi trende yolculuk yapmayacaksınız der, 2 yaşında çocuğa laf anlatılamayacağını anlatır tane tane , hatun kişi de anlamaz onu…

Bu kadın o kadına da TAHAMMÜL edemez. Niye atıyorsun o taşları köpeğe ne zararı var sana? diye sorar uzaktan. Cevap vermez öbürü devam eder taşlamaya hayvanı. Hayvan kaçar, o kadın mutlu ve gururludur köpeği evinden uzaklaştırdığı için ama bu kadın hala unutamamıştır bu TAHAMMÜLSÜZ insanları , yazıp durmaktadır baksanıza …