27 Ağustos 2010 Cuma

Ağlama!!!

Bir insan düşündüm, yetişkin bir insan, bağırarak ağlıyor, hıçkıra hıçkıra ,gözlerinden akan yaşlar ağzına doluyor,sonra yere kapaklanıyor,burada tepinerek ağlamaya devam ediyor.Ağlamaktan bağırmaktan neredeyse sesi kısılıyor.
Bu insanı bu kadar ağlatan ne olabilir diye düşündüm.Ben hiç bir zaman böyle ağladım mı?Yaşadığım anları sorguladım sonra bir bir...
En sinirli anımı düşündüm...
En duygusal anımı..
En mutsuz anımı...
En savunmasız anımı...
En mutlu anımı...
Sonra buldum,çok sevdiğim birini kaybettiğimde haftalarca bi damla bile göz yaşı dökmeyip,nice sonra aynı bu şekilde ağlayıp tepinmiştim.Onu geri istiyordum o kadar...

Bunları dün aynı şekilde salya sümük ağlayıp tepinen bebek beye bakarken düşündüm.
Gerçekten bu kadar önemliydi istediği,elinden alınanı geri istiyordu...
Onun küçük dünyasında elinden alınan bu plastik müzik aleti benim büyük(!)dünyamda elimden alınan kişi kadar değerliydi.
Ona plastik müzik aletini geri verdim.
Çok sevdiğim , ama elimden alınan kişinin yadigarı olmasına rağmen...



26 Ağustos 2010 Perşembe

Nurturia'dan Bir Sosyal Sorumluluk Örneği



(sayfaları dökümanın sağ alt köşesine tıklayarak ilerletebilirsiniz)


Bu dökümanı pdf olarak indir.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

20 Sene Sonra...

Bebek beyin sabahtan akşama kadar tornavida,çekiç ve bilimum el aletiyle oyalandığını yazmamıştım sanırım buraya. Kontrol kalemiyle tornavidayı ayırtedebilen,gerçek çiviyi gerçek çekiçle muntazam bir şekilde tahtaya çakabilen,avuç taşlama,lokma anahtarı,keski ve bilimum adını benim bile bilmediğim aleti uzaktan bile tanıyabilen bebek beyin tamirci amca ve usta rollarine bürünüp,arada bu rollerden sıyrılıp ben motorcu abiyim diye motor tabir ettiği taş devri arabasıyla kafasında kask evin içini turladığı zamanlarda , 20 sene sonrasını düşünüyorum kafamda.

Özgür yetiştiriyoruz ya çocuğu,kararlarına saygı duyuyoruz,ne giymek isterse onu giyiyor,ne tatmak isterse onu tadıyor, 20 sene sonra ben kendime motor aldım işime ya da okuluma bununla gideceğim diyen bir genci nasıl durdururum ben?


Ben okumak istemiyorum anne gerek yok beni bir ustanın yanına çırak verin ben de usta olacağım diye tutturursa hayır mı diyeceğim??


2 yaşındayken bile kararlarına saygı duyulan bir insan 22 yaşında birden kararları hiçe sayılırsa,onlara karşı gelinirse,caydırılmaya çalışılırsa nasıl hisseder?


Öyle mutlu olursa olsun mu?


Küçük usta kıçında beziyle tamiratını yapmış karşımda aletlerini toplarken bunları düşünmem için çok mu erken?


İşte tam da bu sırada bana dönüp " Toplamama yardim et anne sen çiraksın , ben ustayım , çirak olmadan usta olunmaz!!!"dedi.


Yok yok ben kafayı yiycem galiba...


11 Ağustos 2010 Çarşamba

Cennetin Çocukları

Bu film nasıl gözümden kaçmış anlamadım. Dün akşam sanırım trt de yayınlandı. Muhteşem bir öyküsü var, film Tahran'da çekilmiş,zaten bağımsız İran sinemasına ait.
Yoksul bir ailenin 2 çocuğundan büyük olan Ali, kardeşi Zahra'nın ayakkabılarını tamirciden alıp eve getirirken kaybediyor, özellikle babalarından itina ile gizlenen bu sır ve yine Ali'nin ayakkabılarını dönüşümlü olarak giymeleri,Ali'nin bu duruma çare bulma çabaları ...Özellikle sonu etkileyici filmin,97 yılından bu yana hala seyretmeyen varsa (benim gibi) mutlaka seyretsin derim ben

kendime:bu aralar

bu aralar kartonum ben mukavvadan ince ama kağıttan kalınım
bu aralar güvercinim ben şahinden tutsak, muhabbet kuşundan özgürüm
bu aralar 2 yim ben 3 ten küçük,1 den büyüğüm
bu aralar 29 um ben 28 den büyük, 30 dan küçüğüm
bu aralar öğlenim ben sabahtan geç , akşamdan erkenim
bu aralar griyim ben beyazdan koyu ,siyahtan açık
şekerden acı olsam da biberden tatlıyım
tavşandan yavaşım belki ama kaplumbağadan da hızlıyım
vasatım işte ne çok ne az...

Diyalog

-Bi dakka anne o suyu alamazsın,ben onunla oynuyodum amaaaaa!

-Bak anne bu keski,çook tehlikeli bak sivri yerine , sakın elleme tamam mı?orasına elleyebilirsin bak orası sivri değil anne!

-Anne!Ben motorcu abiyim motoruma binicem,kaskımı takıcam, ınnnınnnnnn gidicem şimdi bak anne.

-Anne kırmızı yandı duruyorum bak,bekliyorum,şimdi yeşil yanınca gidicem...hıhh yandı işte güle güleeeeeee

-Anne bak ben konuşan maymunum:uuu aaaa uuu aaaaa anne!

-Anne ben kaka yapamıyorum,çünkü kabız olmuşum,meyve yiyim şimdi bi daha kabız olmam tamam mı anne

-Baba aklıma çok güzel bi fikir geldi.Matkap ucunu matkaba takalıııııım baba!


Bunun yanında ikimiz,üçümüz,hepimiz,zaten,bugün,dün,bi keresinde,bi de baksam ki gibi kelimeleri de yerinde kullanır oldu bebek bey, şu bezi de atsak da bebek beylikten küçük adamlığa terfi etsek ne iyi olur.

Bir de "bırak yaaaaaa!" lafına taktı bu aralar, bişey söyleyince elini havaya kaldırıp "bırak yaaaaa!" diyor.Anlamadım...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Çocuk ve Spor


Spor yapmaya vakit bulamıyorum. Tam başlıyorum yapmaya , önce hergün , sonra 2 günde 1 , sonra haftada 1 falan derken bakıyorum bırakmışım. İnsanın yemek yemek,uyumak vs gibi fiziksel ihtiyaçları gibi olmasa da, kitap okumak , televizyon seyretmek , oyun oynamak gibi alışkanlıkları arasında yer almalı spor. Alışmalı insan buna , zoraki yapılınca olmuyor işte.
Bu alışkanlığı çocuk yaşta edinmeliyiz bence. Oğluma nasıl iyi alışkanlıklar kazandırmak için elimden geleni yapıyorsam , spor yapması için de teşvik etmeliyim.
Onunla yapabileceğimiz sportif faaliyetler az değil. Sabahtan akşama kadar atlayıp zıplayarak, koşarak,tırmanarak zaten sürekli spor yapıyor olsa da adı spor saati olan bir zamanı belirlemeliyim.
İşte bazı spor faaliyetlerimiz;

Oklavayı yere paralel tutuyorum , bebek bey oklavaya 2 eliyle asılıp ayaklarını kaldırıyor. Kol kasları ve denge için.10 sn ye ye kadar çıktık şimdilik. Bunu da konsantrasyon eksikliğine bağlıyorum.

Fış fış kayıkçı oyunu.Karın kasları için.

Elleri yerde iken ayaklarından hafifçe havaya kaldırıyorum. El arabası oluyor. Geziyor bir süre. Kol , karın ve boyun kasları için.

Nefesi burundan alıp cama buğu yapar gibi dolu dolu ağızdan verme egzersizi.Doğru nefes için.

Yere gelişi güzel serilmiş ipin üzerinden yürüme.Denge için

Yere yatıp ayakları iki elle kavrayıp sağa sola yıkılma egzersizi.Karın kasları ve denge için
.