bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2011 Perşembe

Bebek Bakımı

Bu aldığım notları unutmadan buraya kaydetmeliyim . Hem de çevreden bana gelen sorulara yanıt mahiyetinde:)
Yeni doğan bebek;
İlk 40 gün mümkün mertebe dışarı çıkarmamalı
Fazla gürültülü ve kalabalık ortama asla sokulmamalı
Gün içinde perdeler örtülü loş ışıkta uyumalı uyanık olduğunda direk güneş ışığına maruz bırakılmamalı
Her ağladığında beslenmeli(anne sütü),yeni beslendiyse ve hala ağlıyorsa doyduğundan emin olunduktan sonra ortamı değiştirilmeli ve kucakta tutulmalı (tabi ki anne kucağı)
Gece uykusunu karanlıkta uyumalı
Gece uyuyrken altı değiştirilmemeli
Alt değiştirme işi bebekten bebeğe göre değiştiğinden sık sık kontrol edilmeli,özellikle kaka asla bekletilmeden alınmalı.İlk aylar kaynamış ılıtılmış su ve pamukla temizlenmeli.Yazsa yıkana da bilir.
Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde günde 7 ve 7 günde 1 kaka normaldir denir.
Toz pudra ciğerlere zarar vereceğinden kullanılmamalı.Çok hassas ciltler hariç pişik kremi kullanmak gereksiz.Sık alt değiştirip temiz tutulursa kreme gerek yok .İlla da bişey sürecem derseniz sıvı pudra uygundur.
Bebeğin cildine kozmetik krem,nemlendirici şu bu sürülmemeli.
Kuru ciltliyse ve tabi ki doktora danışarak bebe yağı kullanılabilir.
Bebek sudan çıktığı için suyu sever.Her akşam ılık bir banyo ve bebek masajı uykuya dalışını kolaylaştırır.Ayrıca uyku rutini oluşması açısından da iyidir.
Bebek her akşam bu rutin esnasında uyuyacağını anlar ve kendini hazırlar.Bebekler sürprizleri sevmezler.Ne olacağını bilmek isterler.
Gün içinde onunla bol bol konuşmak iyidir.Şimdi kirli bezini çıkarıp tertemiz bez takıcam popona vs gibi..
3 aylık bebek
Artık uykuları düzene girmiş hatta kaka saatleri bile belli olmuştur. Yavaş yavaş sosyalleşmeye başlar.Etrafını izlemesine izin verilmelidir,örneğin mutfakta hafif dik pozisyonda sizi görebileceği bir yerde ve tabi ki güvenli bir biçimde bırakılabilir.
Bebeklere asla televizyon seyrettirilmez.
Sadece anne sütü alıyorsa su dahi verilmemelidir.
6 aylık bebek
Ek gıdalara geçiş önemlidir.
Bebek anne sütüyle beslenmeye devam etmeli ancak yavaş yavaş diğer besinlerle tanıştırılmalıdır. Her seferinde sadece tek bir çeşit gıda verilerek çeşit yavaş yavaş arttırılır.Böylece her hangi bir gıdaya alerjisi olup olmadığı rahat anlaşılır.
Doğru yemek alışkanlığı için altın kurallar ;
Bebek yemeye ASLA zorlanmamalıdır.Hatta denenecek gıda çok aç olmadığı ve keyifli olduğu anlarda denenmelidir.
Artık oturabiliyorsa mama sandalyesinde ve masada birlikte oturularak yedirilmelidir.
Örnek menü(Menüdeki tüm gıdalar tek tek ve ayrı günlerde denendikten sonra)
08:00:Anne sütüyle çeyrek bebek ekmeği,çeyrek yumurta sarısı ezilerek hazırlanmış kahvaltı
10:00:Cam rende ile rendelenmiş taze mevsim meyvesi
12:00:Havuç çorbası
16:00:Yoğurt
Aralarda ve ana besin olarak ANNE SÜTÜ
Bu ilk aşamada 16:00 dan sonra ek gıda vermek uyku kalitesini bozacağından verilmemelidir.
Bebek 1 yaşına kadar ek gıdalar arttırılarak tüm tatlara alıştırılmalıdır.
Bu arada inek sütü,bal,fındık fıstık,alerji yapan meyveler 1 yaşına kadar ASLA verilmemelidir.
Artık kendi kendine uykuya geçişe yavaş yavaş alışmalıdır. Bununla ilgili bir çok yöntemden bebeğe ve size uygun biri seçilip uygulanmalıdır.
Eline değişik dokularda kumaş parçaları verilmelidir.
Bu ayda kitap okumaya başlanabilir. Renkli ama gerçek resimlerden oluşan kitaplar tercih edilmelidir.
1 yaşında bebek
Artık sizinle aynı sofraya oturup yemek yiyebilir.
Porsiyonlar az olmalıdır.Tabağını bitirmeye zorlanmamalıdır. Ne kadar yemek istiyorsa o kadar yemelidir.Acıkırsa mutlaka yiyecektir. Anne sütü takviyesi de devam etmelidir.
Dışarıda ne kadar vakit geçirirse o kadar deşarj olur.Parkta ve yaşıtlarıyla yan yana oynamak ona iyi gelir.
P.S.Yukarıda yazılanlar sadece bir anne tarafından yazılmış tavsiyelerdir. Bilime aykırı olmasa bile bilimsel uzman görüşü değildir.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Çocuk Olmak ve Pozitif Disiplin Semineri-İyilik Meleği

Dün yağmur yaş demedim onca yolu tepip vardım Iraz'ı dinlemeye gittim . İyi ki de gitmişim.Iraz İstanbul'a geldiğinden beri sanki benim iyilik meleğim oldu. Önce imzalatmam gereken evraklarla az biraz nemrut bir kurum müdürünü beklerken çıktı karşıma.İmzalanmış evraklarla geri döndü. Sonra yaz tatililnde küçükbeyin uyku arkadaşı kaybolduğunda telefona sarılıp onu aradığımda büyük bir içtenlikle ne yapmalıyız onu anlattı ve bu durumdan hasarsız çıkabilmemizi sağladı. Şimdi tam da küçükbeye dur deme zamanı geldi ne yapacağız diye düşünüp dururken bu seminerle çıktı karşıma.
Kuralsız bir hayat rotasız bir gemiye benzer diye başlayıp kendiniz olunla bitirdi...O kadar çok şey söyledi ki 2 saatlik zaman diliminde. Hem sorularımızı cevapladı hem aklına ne geldiyse paylaştı bizimle. Şimdi Iraz'ın engin bilgilerinden yaptığım çıkarımlar sonucu doğru uygulamalarıma devam edip,yanlışlara çeki düzen verip ,bilmediklerimi uygulamaya başlama zamanı.Teşekkürler Iraz . İyi ki varsın. Seni tanıdığım için çok mutluyum...

19 Ocak 2011 Çarşamba

Kelebek Etkisi


"Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Adı, Edward N. Lorenz'in hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnekten gelmektedir.

Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir"
diyor vikipedi

Tam da bu konulara kafa patlatırken bu ayki Ntv bilimde de aynı konu işlendi. kelebek etkisi matematikte bilinen bir kavram zaten, bunu çocuk yetiştirmeyle çok alakalı buluyorum ben.


Çocuk yetiştirirken özellikle de ilk yıllarda çocuğa karşı davranış ve tutumlarımızdaki en ufak bir hatanın bile onun ileriki yaşlarında büyük travmalara ya da fobilere neden olabileceğini düşünüyorum.


Buna kısa vadede tanık olmuşluğum da var. Örneğin küçükbeyin uyku saatini 1 saat geçirdiğimde sonraki bir hafta aynı gecikmiş saatte uyumaya başlaması (o bir hafta ben çabalamasam hep böyle gidebilecek olan bir düzen oluşabilir elbette)


Bir çok insanın amaaaaan nolcak canım bir gün de öğlen uyumayıversin diye gaza getirmesiyle uyutulmayan çocuğun, bu uykusuzluğun oluşturduğu bir dizi zincirleme reaksiyonla ki bu reaksiyonlar,huysuzluk-ağlama-yemek yememe-yorgun olduğundan zor uyuma-uyumadığı için anne ve babanın sinirlerini germe-stres yüklenen anne baba ve çocuk arasında stres devir daimi-yemek yenmediği için acıkıp gece uyanma ya da uyuyamama-gece beslenmesi ve gaz-ertesi sabah geç uyanma ve öğlen fazla uyuma-akşam geç yatma...ertesi gün geç kalkma...


Nolcak canım birgün de öğlen uyumayıversin olmuyor işte bak kelebek etkisi oldu.Bi öğlen uyumadı belki 1 hafta huzursuz oldu , uyku saatleri kaydı , biyolojik saatine uymadı vs. vs .


Ya da sabah kakaolu süt isteyen ve kahvaltıdan önce bu sütü içiveren ve çok da masum görünen bu olay sonucu kakaolu sütle tıkanıp kahvaltı yapmayan dolayısıyla öğle yemeğini bekleyemeyip erken yiyen ve akşam yemeğinden önce dayanamayıp bişeyler atıştıran , akşam yemeği yiyemeyen ertesi sabah erkenden kalkıp acıktığı için yine erken yapılan bir kahvaltı ve öğleni bekleyemeyip acıkan bir çocuk.


Noldu sütü verdin kelebek etkisi oldu işte. En az 2 -3 gün düzene sıkmaya çalış yemek saatlerini...


Çok sinirlendim bi kere patlattım eline.Ben de insanım

Ama travma?İlerisi için kötü olur bu ...

Nolcak canım bir kere unutur gider nasılsa...Hatırlamaz bile...


Çİşe alıştırmam lazım , açtım bezini dakka başı soruyorum çişin var mı diye. Hatta zorla oturtuyorum çişini yapsın diye

Ama ileride kendi kararlarını kendisi veren bir birey olması için çişini nereye ve ne zaman yapacağına kendisi karar vermeli değil mi?...

Nolcak canım öyle öyle öğrenecek . Aman çişini sorduk diye cimri mi olacak?


Artık kendi yatağında uyuması gerek bi yöntem varmış onu denedim tuttu. Yatağa atıyosun çocuğu ağlaya zırlaya uyuyor, arada bir gidip sırtını sıvazlaman gerek tabi ben burdayım diye

Ama güveni sarsılmaz mı sana karşı ? Ağlaya ağlaya uyuması onda terkedilmişlik duygusu oluşturmaz mı? En sonunda böyle uyuduğunda yenilgiyi kabullenmez mi?

Amaaan el kadar bebe ne anlayacak terkedilmişlikten,yenilgiden . Kendi kendine uyumayı öğrenecek işte . Nerden hatırlayacak yatakta ağlaya ağlaya uyuduğunu.


Hatırlamayacak evet ama bazı şeyleri öğrenmemiz ya da ondan etkilenmemiz için hatırlamamız gerekmiyor malesef. İlk 4 yılımızı hatırlamıyoruz ama emeklemeyi,yürümeyi,konuşmayı,gülmeyi,ağlamayı,üzülmeyi,sevinmeyi,bir şişenin kapağını açabilmeyi,arkadaşlığı,oyun oynamayı,eğlenmeyi,sıkılmayı ve daha bir çok şeyi o zaman öğrendik. Terkedilmeyi ,yenilgiyi ve güvensizliği de öğrenmiş olamaz mıyız?...


Tüm bu masum görünen davranışlar birer kelebek etkisi değil de nedir ?


Amazonda kanat çırpan kelebeğin A.B.D.'de fırtınaya sebep olabileceğini unutmayalım.










23 Aralık 2010 Perşembe

Zatürre

Küçükken büyüklerimin aman sırtına bişey giy zatürre olursun,aman taşlara basma zatürre olursun,hava çok soğuk sıkı giyin zatürre olursun,...laflarıyla soğuk havanın sebep olduğu bir hastalık olarak tanırdım zatürreyi.Ama öyle değilmiş,mikrobik bişeymiş zatürre,tipik ve atipik diye de çeşitleri varmış,okul çocuklarında özellikle bu aylarda çok sık görülürmüş,tedavisi olan ama uygun tedavi yapılmazsa ölümcül olabilen bir hastalıkmış.

Nereden mi biliyorum?

Benim küçükbeyim zatürre geçirdi.

Bir gün öncesinde hiç birşeyi yokken geçen hafta kuru bir öksürük başladı,o gece biraz ateşlendi üzerinde durmadım,her ateşlendiğinde doktora götüren bir anne olmadım hiç bir zaman,hatta ateş düşürücü bile vermedim,sabaha düşmüştü ateşi zaten.(Gece sık sık kontrol ettim 39'u geçmedi hiç)

Ertesi akşam nefes alıp vermesinde bi tuhaflık hissettim,çok hızlı nefes alıp veriyordu,babası,burnu tıkalı herhalde falan dese de sabah doktora götürdüm.Muayene bulgularında pek bişey göremedi doktor,bronşiti var bronşları tıkanmış bayağı ama biz gene de film çekelim dedi.Filmde atipik zatürre çıktı.6 iğne ve günde 5 kez buhar tedavisinden sonra şuruba geçtik,şimdi iyiyiz,cumartesi tekrar kontrolümüz var.Anneannemiz de geldi çok mutluyuz:)

Aman dikkat,çocukları özellikle bu aylarda kapalı yerlerden ve kalabalıktan uzak tutun

Bu da küçük beyin ilk anlaşılır heykel çalışması,yüzündeki delikleri çatalla yaptı;

29 Kasım 2010 Pazartesi

MERHABA!!!

Bloğum ve bloğumu okuyan ey insanlar merhaba...
Yenilendim ve geri geldim.
4 kilo verim,
Anneme gittim,
Özlediğim ne varsa gördüm,
Kendime yeni giysiler aldım,
Oğlum kaybolan "Ayla"nın yerini "Eda"ile doldurdu,
Teyze oluyorum,
Bebek bey artık benim için küçükbey
çok kısa sürdü belki 1 gün sadece...
Küçükbey artık tuvalete gidiyor,uzun uzun yazmanın anlamı var mı?
Bez bağlamayalım anne dedi ver bitti herşey bu kadar basit olacağını,
O bez paketinin aldığım son bez paketi olacağını bilmiyordum...
Şimdi çok rahatız,
sabah bahçeden bir çiçek koparıp "Anne öğretmenime götürüyorum"diyen bir küçükbeyim var artık!

27 Ağustos 2010 Cuma

Ağlama!!!

Bir insan düşündüm, yetişkin bir insan, bağırarak ağlıyor, hıçkıra hıçkıra ,gözlerinden akan yaşlar ağzına doluyor,sonra yere kapaklanıyor,burada tepinerek ağlamaya devam ediyor.Ağlamaktan bağırmaktan neredeyse sesi kısılıyor.
Bu insanı bu kadar ağlatan ne olabilir diye düşündüm.Ben hiç bir zaman böyle ağladım mı?Yaşadığım anları sorguladım sonra bir bir...
En sinirli anımı düşündüm...
En duygusal anımı..
En mutsuz anımı...
En savunmasız anımı...
En mutlu anımı...
Sonra buldum,çok sevdiğim birini kaybettiğimde haftalarca bi damla bile göz yaşı dökmeyip,nice sonra aynı bu şekilde ağlayıp tepinmiştim.Onu geri istiyordum o kadar...

Bunları dün aynı şekilde salya sümük ağlayıp tepinen bebek beye bakarken düşündüm.
Gerçekten bu kadar önemliydi istediği,elinden alınanı geri istiyordu...
Onun küçük dünyasında elinden alınan bu plastik müzik aleti benim büyük(!)dünyamda elimden alınan kişi kadar değerliydi.
Ona plastik müzik aletini geri verdim.
Çok sevdiğim , ama elimden alınan kişinin yadigarı olmasına rağmen...



26 Ağustos 2010 Perşembe

Nurturia'dan Bir Sosyal Sorumluluk Örneği



(sayfaları dökümanın sağ alt köşesine tıklayarak ilerletebilirsiniz)


Bu dökümanı pdf olarak indir.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Bebeğim büyümüş:))

Bebek beye ilk 6 ay sadece anne sütü verdim,6 ayın sonunda yavaş yavaş başlanan ek gıdalarla süte ilgisi azalsa da 8,5 aylık olana kadar, gün içinde ve geceleri hep emzirdim. 8,5 aylık olduğunda artık emmek istemez oldu . Hafif burun akıntısı olması dolayısıyla da zorla emzirmeye, sağdığım sütü vermeye vs devam ettim 15 gün daha emdi. 9 aylık olduğunda artık emmemek için yeri göğü inletir oldu ve ben de emzirmeyi kestim. Aralık ayında virüslerin kol gezdiği bir dönemde emmeyi bırakarak ağır bir gribal enfeksiyona yakalandı. 10 gün boyunca yattı , ilk bir hafta antibiyotik kullanmadık , bu sırada bebek beye kordon kisti teşhisi konuldu -ki buna fıtığın değişik bir versiyonu da denilebilir ve acil ameliyat gerektiği için antibiyotik tedavisi gördü. Enfeksiyon geçince kolay ve başarılı bir kordon kisti ve sünnet operasyonu geçirdi. Bu tarihten sonra da ne kadar çabalasam da emmedi. Sağılan sütü de içmedi. Bu onun tercihiydi.Sonra bebek sütlerine geçildi. 1 yaşından sonra da uht sütle bir 4 ay daha geçti , sonra mail gruplarındaki dostlarımız sayesinde aysun sütü keşfettik. O gün bugündür de aysun sütten her gece kocaman bir bardak gün içinde de , ya da bazen sabah kahvaltılarında da severek içiyoruz.



Bunları anlattım çünkü dün akşam bebek bey, "şimdi banyo yapıp, süt içip,kitabımızı okuyup uyku zamaanıııııııı" dediğinde, dolapta hiç süt kalmadığının aklıma dank etmesiyle yaşadığım dumur,eşimin şehir dışında olması ve benim kalkıp bebek beyle süt almaya gitmemin zorluğu ve apt.görevlisinin acil işi çıkması dolayısıyla süt alacak başka kimsenin olmaması ve komşuda da sütün kalmamış olması ve bebek beye "süt kalmamış oğlum, bu gece de yatmadan önce su içmeye ne dersin?"sorum üzerine hiç de beklemediğim bir şekilde"tamam anne bu gece de su içerim" demesi benim için bebek beyin artık YOKtan anlayan , kocaman bir çocuk olduğunun göstergesidir.



28,5 aylık kocaman bir çocuk...



Bu da bebek beyin ameliyata girmeden az önceki hali

18 Temmuz 2010 Pazar

Elektrik Prizleri

Prizler oldum olası beni çok ama çok korkutur. Bir keresinde dışarıdan eve girdiğimde annem mutfakta birşeylerle uğraşıyordu. Bebek beyi sordum, odasında oynuyor dedi. Koridordan kafamı uzatıp baktığımda bebek bey, plastik koruma takılmış prizi yerinden çıkarmış inceliyordu. Arkasından kabloları görünen elde evirilip çevirilen fazlardan birine dokunmaya belki de ramak kalan priz!Odaya nasıl koştum elinden nasıl kaptım nasıl çığlık panikle bağırdım bilinmez...
O gün hemen babasıyla bir elektrikçiye gidip kaçak akım rölesi aldık.
Bunu evde sigorta kutusuna bağlıyorsunuz en ufak bir kaçak akımda sigorta atıyor. Sonra oynasın bebeler prizlerle dert değil.
Yalnız kaçak akım röleleri çok hassas olduklarından evdeki tesisatın çok eski olmaması gerekiyor yoksa sigorta kendiiğinden atar. Aynı şekilde beyaz eşyalar ve diğer elektrikli cihazlarda da herkandi bi küçük kaçak -ki bu miliamperler değerinde yine sigortayı attırmaya yeter.
Bebeği özellikle küçük ve meraklı olanlar düşünsünler derim...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Son Gelişmeler

Artık çocuklara yarardan çok zarar verdiğini düşündüğümüz için oyun grubuna son verdik.Biraz birbirlerini özlesinler istedik. Biz anneler de küçükleri babalarına bırakıp yalnız buluşmaya karar verdik.

Oyuncaklarla konuşma, onları besleme birlikte havuza girme, kaydıraktan kayma, sarılıp öpme....Bir sonraki aşamada oyuncakların yerini arkadaşlar alacaktır diye umut edip bir huzurlanıyorum...

Sabahtan akşama kadar Türkçe,İngilizce, Afrika dillerinde şarkılar dilinde ("ol mek danıld hepiniiiiiz...ia ia oooo","dallari bastı kiraz dumaduma dum",baa baa blek şip evinini vul yes sör yessor tii bek ful")

Kavanozların,paketlerin üzerini okuma("ayran içilir ama sakız yutulmaz yazıyo anne orada")

Motor hastalığı devam ediyor,;("Anne börgır kinge gidelim belki börgır king abi görürüz, kaskını takar,motoruna biner gider","Anne bak orda börgır king abi var , hayır oğlum onlar müşteri,hayııır anneeee giysilerinde börgır king var amaaaa")


Anneannemiz gittiiiii, başbaşa kaldık bakalım

Eylül için yuva aramalarına devam

19 Mart 2010 Cuma

GÜLE GÜLE EMZİK...


Bebek beyin 5 aylıkken uyuyamamasına çözüm olarak bulduğum ve o gün bu gündür uyurken ona eşlik eden emziğinden kurtulma planım sonuçlandı.2 aydır doğumgününde palyaço gelecek ve ona vereceksin emmeni o da daha küçük bebeklere götürecek diye işliyordum bebek beyi. Doğumgününde tam da pastasını kestikten sonra alkış kıyamet müzik eşliğinde uzattı emziği palyaçoya . Akşam yatarken "emme yok" dedi.Uyudu. Gece biraz huzursuzdu nedenini bilmediği bir eksiklik huzursuz etti onu. Uyandı süt içti "emme padatoya veedimm.küçük bebekkeee götüyüyü"dedi ve uyudu.Bugün 6. günümüz emmenin lafı bile geçmiyor. Bu muymuş yani.Peh çocuk oyuncağı...Güle güle emmeeeeeee.........

21 Ocak 2010 Perşembe

yemek yedirme sanatı

Böyle bir sanat yok diyen yanılır

1 Ekim 2009 Perşembe

aysun the sütçü


Çocukluğumun sütçü teyzesini hatırlıyorum ve bu sütçü teyzenin her 2-3 günde bir bana ve kardeşime bidon bidon süt taşıdığını da. Liseyi bitirip de üniversiteye başlayana kadar her gece uykuyla uyanıklık arası annemin bize birer bardak süt getirmesi ve bir dikişte içtiğimiz bu sütlerin tadı hala damağımda, çünkü bu sütün aynısı hatta belki daha güzelini şimdi oğlumun sütçü teyzesi aysun the sütçü getiriyor bize.Üyesi olduğum montessoriegitimi grubundaki yazışmalardan varlığından haberdar olduğum aysun hanım trakya da bir çiftlikte ineklerini hem de müzik eşliğinde sağıyor ve ineklerine yapay hiçbir yem yedirmiyor , onlara çocukları gibi bakıyormuş.

Çiğ süt mü pastörize süt mü? sorusunun cevabını buldum.Araştırmalarım neticesinde pastörizasyon işleminden sonra sütteki prebiyotikler yok oluyor ve süt barsaklara tamamen yabancı bir sıvı haline geliyor, bizlerin süt içme nedeniyse tam olarak buymuş zaten,kalsiyumu vs yi peynirden , yoğurttan,ordan burdan alıyoruz . Bize asıl gereken prebiyotikler , kaynatınca bu prebiyotiklere bişeycik olmuyor ve süt süt olarak kalıyor.Hem de mis gibi...



Siz de çiğ süt içmek isterseniz buyurun şuraya bir mail atın yeter ;



9 Mart 2009 Pazartesi

Kedi Hanım ve Bebek Bey


Bebek bey evimize geldiğinde Kedi Hanım bana çok alışmıştı . Toxoplasma bağışıklığım olmamasına rağmen tuvalet temizliği haricinde tüm hamileliğimi kedi hanımla koltukta yatarak geçirdim diyebilirim.Gece gündüz beraberdik , sabahları kalkar kalkmaz mırrr mırrr peşimden gelir sütünü içer gene mırrr mırrrr yanıma gelip uzanırdı . Hamileleiğin verdiği dinginlik ve huzur sanki ona da bulaşmıştı. Hareketlerinde gözle görülür bir değişiklik vardı . Hava kararıp da avcı kimliği ortaya çıkınca bile önceye göre daha sakindi . Bebek bey gelmeden 2 ay kadar önce yerlerde kıvranmasına daha fazla dayanamayarak kısırlaştırdık onu. Kısırlaştırıldıktan sonra biraz eski haline döner gibi oldu yani o asabi , hareketli ve umursamaz haline ama sonra yine mırr mırrr bi kedi oldu taaaaaa ki bir gün bebek beyle eve gelinceye kadar. Eşim kedilerle büyümesi dolayısıyla oldukça rahattı bense itiraf etmeliyim ki doğumdan önceki kararlı ve rahat tavrımı doğumdan sonra biraz yitirmiş gibiydim. Bebek bey o kadar küçük o kadar savunmasız gözüküyordu ki kedi hanımın üzeriinden düşecek bir tüy , bir tükürük zerresi ya da bir pati darbesi ona çok zarar verebilirmiş gibi geliyordu bana . Bebek bey ilk ayını genellikle benim odamda uyuyarak geçirdi , bu arada kedi hanım artık bu odaya giremediği için çok üzgün , bir o kadar da meraklı görünüyordu. Bense hem bebeğime hem de kedi hanımın bu haline alışmaya çalışıyordum .Tüm günümü bebek beyi beslemek altını değiştirmek ve uyumakla geçirdiğimden kedi hanımla çok ilgilenemiyordum ve bu durum beni gerçekten düşündürüyor ve üzüyordu.Bebek by yavaş yavaş büyürken artık gündüzleri salondaki bir kanepenin üzerinde yatarak geçirmeye başladı. Sabah ilk işim kalkıp salonu süpürmek oluyordu ki mart nisan aylarıydı ve tam da kedi hanımın kürkünü çıkarıp yazlık haline geçiş dönemiydi her gün tüyleri taranıyor buna rağmen öbek öbek tüy döküyordu. Hala benim odama ve bebek beyin odasına giremiyordu. Bebek bey 5 aylık olduğunda ona çoktan alışmıştı. O anakucağında sallanırken kedi hanım da yanında yatıyor onunla pek ilgilenmiyordu. Ben de bu durumdan çok hoşnuttum . Gel gör ki bebek bey ayaklanıp da "kediiiii" diye kedi hanımın yattığı yere doğru hamle yapıp tüylerini çekelemeye başlayınca durum değişti . Benim hiç de kedi gibi olmayana kedim bebek beye pati savurmaya başladı. Gerçi tırnaklarını açmıyordu ama yine de ben kedi hanıma güvenemiyordum . Eşim rahat olmamı onu tırmalamayacağını söylemesine rağmen benim kontrollü ve herşeyin en kötüsünü düşünen tarafım ağır basıyordu. Bebek bey şu an 1 yaşını doldurmak üzere salonda oynarken kedi hanımı dışarı çıkarıyorum eşimin ailesini 7 kedili evine gittiğimizde çevrede dolaşan ve sev beni tüylerimi yol der gibi bakan kedilere aldırmayan onları eliyle iten bebek beyin eve gelip de kedi hanımı görür görmez üzerine atlamasına ise hala bir anlam veremiyorum .Sanırım gönül kaçanı kovalıyor.

2 Mart 2009 Pazartesi

Bebek Beyin Bir Günü

1 yaşını doldurmak üzere olduğu şu günlerde Bebek bey sabah 07:00 de uyanır beraberce salona geçer biraz oyun oynarız saat 08:00 de kahvaltımızı ederiz babamızın işe gitmesiyle küçük bir ayrılık krizi yaşandıktan sonra oyuna devam ...09:30 dan 10:00 a kadar kısa bir uykudan sonra meyve yer , bu arada müzik dinler , kitap sayfalarını karıştırır, oyuncak yüklü kamyondan istediğim oyuncakları bulup getirir vs.12:00 de öğlen yemeğini yedikten sonra o yine oyunlar oynarken ben ona kitap okurum.Böylece dil gelişimini desteklemiş olduğumu düşünüyorum. 13:30 da uykuya dalar 15:00 de uyanır sonra beraber oyun oynarız,16:00 da yoğurt yer .17 de babamız gelir onunla oyun oynar 18:30 da akşam yemeği yeriz bir baby einstein filmi seyrederiz 20:00 ye doğru banyo , masaj , rezene çayını içer ve gece uykusuna dalar.

26 Şubat 2009 Perşembe

Gece Boyunca Uyumak


Açıkçası Bebek bey doğana kadar onun uykuları,beslenmesi ve eğitimiyle ilgili hiçbirşey bilmiyor dahası merak bile etmiyordum .Kendimi tamamen hamilelik ve doğum olayına odaklamış ,sanki doğum bittikten sonra hastaneden çıkıp eski kiloma,eski yaşantıma geri dönecekmişim gibi hareket ediyordum.Zaten hayatı hep adım adım yaşamayı tercih etmişimdir . Hep bir sonraki adıma odaklanarak yaşamayı...Lisedeyken üniversiteyi düşünmedim,üniversitedeyken nerede nasıl iş bulacağımı düşünmedim,hep o ana yoğunlaşmaya alıştım. Hayatımın hiçbir aşamasında da zorlanmadım . Enerjimi sadece o ana yoğunlaştırdığımdan belki de...
Bebek bey doğar doğmaz da hemen tüm enerjimle ona odaklanmaya başladım. Artık hamilelik , doğum bitmişti şimdi ilgilenmem gereken bir bebek vardı hayatımda, hemen hemen tüm annelerin bildiği bebeğe gece gündüzü öğretmek gerektiği , geceleri onunla loş ışıkta ve konuşmadan , gündüzleriyse aydınlıkta onunla oynayarak ilgilenilmesi gerektiğini bile kendi doğum doktorumdan öğrendiğimi de düşünürsek gerçekten birşey bilmiyordum.Allahtan bebek bey bunu öğrendi ve geceleri rahat uyuyabiliyordum (2 saatte bir kalkıp 15 dakika emzirmek dışında)Gündüzleri de o uyurken internette ne kadar bebek ve anne sağlığıyla ilgili site varsa okudum, bu konuda forumlara üye oldum,mail gruplarına katıldım, annelerin bebekleri için hazırladığı blogları inceledim ve kısa zamanda tüm bu bilgiler kendimce sentezleyerek bebek beye uygulamaya başladım.
Üzerinde en çok durduğum konuysa bebeklerin uykuları oldu. Forumlar ve mail gruplarında birçok insanın bebeği gece uyumuyor ya da saat başı uyanıyordu. Anneler buna bir anlam veremiyorlardı . Herkes bu duruma bebeklerinin huylarının böyle olduğu gerçeğine(!) kendini inandırmış sabırla katlanıyorlardı.
Ama durum böyle değil , bizim de uyku sorunlarımız oldu 4-5 aylıkken bebek bey anne memesi olmadan uyuyamamaya başladı .Araştırmalarım sonucu bebeğe nasıl uyumayı öğretirsen öyle alışacağı , onlara iyi uyku alışkanlığı kazandırmak için de birazcık(!) ağlamasına katlanılması gerektiğini öğrendim. Ama hayır ben bu metodu bebeğime uygulayamazdım başka bir çaresi olmalıydı. Dünyaya geleli bir kaç ay olmuş ve herşeyden habersiz bir canlıyı yatakta tek başına bırakıp alışması gerek biraz ağlasın nolcak diye düşünemezdim.Kişilik olarak sert bir mizacım olmasına rağmen bu bana canilik gibi geliyordu. Dolayısıyla bu metodu eledim . Sorun anne memesiyle uykuyu özdeşleştirmesinden kaynaklanıyordu dolayısıyla bir kaç gece anne memesi olmadan uykuya dalarsa bu alışkanlıktan vazgeçeceği kesindi. Biz de onu bu birkaç gün babasının uyutmasına karar verdik , böylece hem benim kokumu alıp annem burada ama bana meme vermiyor noldu da birdenbire memeyi kesti yoksa artık beni sevmiyor mu diye düşünmeyecek aynı zamanda da babası yanında olduğu için kendini güvende hissedecek zor da olsa uyuyacaktı. Bu işe yaradı bebek bey ilk gün biraz mızırdandı ama sonunda uyudu ertesi gün ve ertesi gün yine babasının dizinde uykuya daldı, aslında dizinde uyumuyordu, tam dalmak üzereyken babası onu yatağına koyuyordu ve böylece uykusu hafiflediğinde yine babasının dizini aramıyordu. 3 gecenin sonunda bebek bey anne memesiyle uyumayı unuttu. Bir müddet bu şekilde uyumaya devam etti .Sonra bir ara hastalandı ve tüm gece benim yanımda ve ayakta sallanarak uyumaya alıştı ama sonra onu da unutturmayı başardık.

10aylık olduğunda tracy hogg metodunu denedim ki bu metodu kendim buldum sonradan tracy hogg metodu olduğunu öğrendim ve bi nevi amerikayı yeniden keşfetmiş gibi oldum. Bu yöntemse şöyle;

Bebeği nasıl alıştıysa o şekilde uyutmaya başlıyorsunuz, emiyorsa emzirerek, sallanıyorsa sallayarak vs, (ki bizim metodumuz sallanan koltukta beraber sallanmaktır) uyumak üzereyken yatağa yatırıyorsunuz ağlarsa tekrar kucağınıza alıp sallıyorsunuz , yine yatağa yatırıyorsunuz ağlarsa tekrar kucağınıza alıyorsunuz sonra tekrar yatağa.... yöntemin adı yatır kaldır metodu zaten adından da anlaşılacağı üzere ilk gece 50-60 kere kaldırıp yatırma olasılığı var, 2. gece bu sayı yarıya iniyor vs 5 gece sonunda artık yatağa yatırır yatırmaz uyuyorlar. Biz şu an banyomuzu yapıp ıhlamur, rezene vs çayımızı loş ışıkta içerken zaten gözlerimiz kayıyor ve tabi ki elimize ayla 'yı alıp (ayla bebek beyin uyku arkadaşı) yatağa yatıyoruz ve zzzzzz....

tabi ki diş çıkarma , gündüz aşırı yorulma, hastalık vb durumlarda uykuya dalmadan yatağa konmak istemiyoruz ama genel olarak durum böyle.

Bebeği uyumayan saat başı uyanan anneler emin olun herşeyin bir çözümü vardır yeter ki bebeğinizi iyi tanıyın ve ona en uygun yöntemi seçin ve tabi ki bu yöntemi seçerken bebeğinizin de bir insan olduğunu unutmayın ve onun kişiliğini , hislerini ve size olan güvenini zedelemeyecek bir yöntem olmasına dikkat edin

gece boyu uykular dileklerimle ...


Beni Koruyun