22 Haziran 2014 Pazar

Misket, ceviz ve kirazlar...

1986 yılının haziran ayi.Babaannemlerin tek agacli bahcesindeyim. Açık yesil boyalari yer yer dokulmus komurluk kapilarinin onunde dikiliyorum. Kayisi agacinin golgesi benden cok uzakta.Ankara'nin kuru sicaginda ter ve toza bulanmis dalgali kisa saçlarım bir an esen ruzgarla ucup tekrar konuyor oldugu yere. Ayaklarimi inceliyorum derisi dokulmus yandan kemerli beyaz ayakkabilarim ayagimi acitiyor , cikarmak istiyorum yerdeki taşlar ayagima batar diye vazgeciyorum. Bakislarim ayaklarimdan giysimin onundeki kiraz desenine kayiyor. Kiraz olsaydi keşke diye düşünüyorum.  Babaannemlerde var midir acaba? Dört kat cikmayi gozum kesmiyor. Ondan da vazgeciyorum. Pazar yerinden saticilarin sesleri geliyor. Hepsi birden bagirdigi için ne dediklerini anlamiyorum. Elimi cebime atiyorum 2 tane ceviz cikiyor cebimden geri koyuyorum.Bir at arabasi ritmik sekilde geciyor bahcenin onunden. Kayisi agacinin dibine geciyorum en yakin dal bile cok yuksekte benim icin. Boyum 120cm. den fazla degil. Bu sirada arkamdan gelen sesle irkiliyorum. Arkami döndüğümde benim yaslarimda bir erkek cocugu oldugunu goruyorum. "Merhaba" diyor. "Oyun oynayalim mi?"  Siyah kivir kivir saclari güneşte parlarken iri siyah gozleri icimi isitiyor. "Oluur" derken bacaklarina takiliyor gozlerim. Sag bacaginin dış kisminda dizden ayak bilegine kadar dikiş izleri icimi bi tuhaf yapiyor. "Bacagina ne oldu?" diye soracak oluyorum baktigimi fark ediyor. "Duvardan atlarken kirik sisenin ustune dustum" diyor "40 kusur dikis var" . Sesi, soyleyis bicimi bunun gurur verici birsey oldugunu düşündürüyor.  "Su komurlukler" diyor. "Onlarin tepesine cikalim mi?" Bugune kadar oraya cikmak hic aklima gelmemisti diye dusunuyorum. "Hayir" diyorum "Duseriz" . "Bisey olmaz " diyor. Cikiyoruz. Cikarken elimi tutuyor. Kiremitlerin uzerinde yuruyoruz. Babaannemler gorecek diye odum patliyor. "Okula gidiyor musun?" diye soruyor. "Hayir ama okumayi biliyorum." diyorum."Hadi ordan okula gitmeden okumayi nerden bileceksin?" "Öğrendim" diyorum "Kendi kendime uğraşıp ogrendim okumayi". "Soyle oyleyse burda ne yazıyor? "diye giysisinin onundeki yaziyi gosteriyor. "Smile"diyorum. "Oyle bisey yok ki atiyorsun"diyor. Tam bu sirada asagida bir çocuk daha beliriyor.  "Atmiyor smile diye yazilir smayl diye okunur Ingilizce o gulumsemek demek" diyor.  Ikimiz de egilip bu yeni cocuga bakiyoruz. Tuhaf bir cocuk oldugunu dusunuyoruz sanki ikimiz de bu sesi cok cikan bilmis cocugun. "Sen nerden biliyorsun?" diye soruyor yanimdaki cocuk. "Okulda ogrendim" diyor. "Okula gidiyorum ben hem de 2'ye gectim." "Kac yasindasin ki? " diye soruyoruz ikimiz ayni anda. "6 bucuk " diyor. "Ben de 6 bucuk yasindayim" diyorum. Beriki "Ben de" diyor. "Iyi oyleyse ayni yastayiz hepimiz dunyanin gunes etrafinda 6 kez tam, 1 kez de yarim tur donme suresi kadar yasamisiz. Yanimdaki çocukla birbirimize bakiyoruz. Nerden biliyor ki tum bunlari diye düşünüyorum. Cekik gozlerini guneste iyice kismis bize bakiyor. "Hadi" diyor "inin ordan da oyun oynayalim" Iniyoruz. Babaannemlerin apartmaninin golgesi bahcenin zeminini tamamen ortene kadar oynuyoruz. Kivircik sacli cocuk cebinden misket çıkarıyor 2 tane birini bana digerini cekik gözlü cocuga veriyor. Ben cebimdeki cevizleri veriyorum onlara, cekik gozlu cocuk elini cebine atiyor, bir avuç kiraz çıkıyor cebinden paylasiyoruz. "Aksam oldu artik ben cikiyorum yukari" diyorum. Cikiyorum. Balkondan bakiyorum onlara. Kapidan cikarlarken bagiriyorum. "Heey isimlerinizi soylemediniz. Benim adim Gülşah. "Zafer" diyor siyah sacli olan. Bilmis olan bagiriyor  "Benimki de Demir" . Kirazlari kulağıma küpe yapiyorum.

1 yorum:

Unknown dedi ki...

Tibet neden yok ortalarda