13 Temmuz 2010 Salı

Özgürlük??

Günlerce balkondan dışarıyı seyretti kedi hanım , kaç kere yeltendi aşağıya atlamaya kim bilir?Ne zaman balkona çıksam gözü dışarılarda. Onunla arkadaşlık etmek için kovalamalarıma aldırmadan bizim balkona tırmanan sarman da kesmedi onu.Bir gece baktım ki aşağıda , korkmuş, sinmiş binanın dibine, zar zor getirdim eve. Sonra 2,3,4...Derken bir akşam yolun taaa aşağılarından koşarak geldiğini gördüm. Ooooo dedim iş işten geçmiş içeri dışarı kedisi olmuş bizim kedi hanım. Şİmdi kafası esince iniyor bahçeye,gezip tozuyor,börtü böcek avlıyor gönlünce,yorulunca da üç hamlede tırmanıyor balkona , bizlerin yanına kirli patileriyle.


Yukarıda anlattıklarım beni çok mutlu ediyordu. Ta ki pazar sabahı saat 6 sularında Bebek bey "o ne anne?" diye salonun ortasındaki yolunmuş tüyleri ve boynu bükük yatan zavallı kuş yavrusunu gösterinceye kadar.Artık soruyorum kendime;

Birilerinin özgür olması , başka birilerinin özgürlüğünün elinden alınmasına eş midir?
Bu doğa kanunu mudur?


P.S.Bu konuda eşimin yorumu:"O kedi hayatta kuş muş avlayamaz, ağaçtan düşen ölü kuşu alıp gelmiştir eve merak etme"
P.P.S.Kedi hanımın tüm aşıları tamamlanmıştır.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Kaptan Kaba Damlalıkla Sıvı Aktarma


2 adet cam kap

gıda boyası
damlalık(Asıl kullanılan damlalıktan Türkiye'de yok , benim kullandığım az sıvılar için ama iş görüyor)
Tepsi
Temizlik için sünger
Renklendirilmiş sıvı önce sol kaptan sağa sonra sağdan sola damlalıkla aktarılır.
Önce bir defa ben yaptım sonra bebek beye bıraktım.

Son Gelişmeler

Artık çocuklara yarardan çok zarar verdiğini düşündüğümüz için oyun grubuna son verdik.Biraz birbirlerini özlesinler istedik. Biz anneler de küçükleri babalarına bırakıp yalnız buluşmaya karar verdik.

Oyuncaklarla konuşma, onları besleme birlikte havuza girme, kaydıraktan kayma, sarılıp öpme....Bir sonraki aşamada oyuncakların yerini arkadaşlar alacaktır diye umut edip bir huzurlanıyorum...

Sabahtan akşama kadar Türkçe,İngilizce, Afrika dillerinde şarkılar dilinde ("ol mek danıld hepiniiiiiz...ia ia oooo","dallari bastı kiraz dumaduma dum",baa baa blek şip evinini vul yes sör yessor tii bek ful")

Kavanozların,paketlerin üzerini okuma("ayran içilir ama sakız yutulmaz yazıyo anne orada")

Motor hastalığı devam ediyor,;("Anne börgır kinge gidelim belki börgır king abi görürüz, kaskını takar,motoruna biner gider","Anne bak orda börgır king abi var , hayır oğlum onlar müşteri,hayııır anneeee giysilerinde börgır king var amaaaa")


Anneannemiz gittiiiii, başbaşa kaldık bakalım

Eylül için yuva aramalarına devam

9 Temmuz 2010 Cuma

Ahtapot Paula

Bu ayki Meraklı Minik dergisinde görünce bayıldık ve Dünya Kupasının kahin ahtapotunun dişi versiyonu Paula 'yı yaptık .Bizimki henüz bir kehanette bulunmadı ama Bebek bey onu çok sevdi. Yapılışına gelince;

Kalın örgü yününden 50 cm uzunluğunda 24 adet kesiyoruz.

Bunları tam ortadan fazla sıkı olmamak koşuluyla bağlıyoruz.

Bir parça pamuğu araya koyarak sevimli ahtapotumuzun kafasını oluşturmak üzere tekrar bağlıyoruz,

8 e bölerek saç örgüsü yapıyoruz.

Kırtasiyeden alıdığımız gözleri ya da delgeçle beyaz kağıdı delmek suretiyle oluşturulan ve ortaları siyaha boyanmış (ki ben böyle yaptım) gözleri yapıştırıyoruz.

Ve işte karşınızda Ahtapot Paula...

27 Haziran 2010 Pazar

Bisküvi Adam


Bu kitaba bayıldım ben. Bebek bey de seviyor zaten. Okuyoruz arasıra .Yaramaz bisküvinin kendisini yemek isteyen insan ve hayvanlardan kaçış öyküsü. Onu yemek isteyenler bu isteklerini açıkça beyan ettiklerinden kurnaz tilkiye inanıp güvenen bisküvi adamın yine o tilkinin midesinde son bulan öyküsü. Başta bebek beye okuyup okumamakta kararsız kaldım ama bu bisküvi adamın adam kısmına değil de bisküvi kısmına odaklanacağını düşünüp okudum. öyle de oldu. zaten tilkinin yediği bir adam değil bisküvi neticede. Tavsiye ederiz.

Evde Montessori Semineri

Evde montessori semineri bu kez gerçekten etkileyici oldu. Buralardan taaa oralara gittiğime de deydi. Hilal hanım 30 a yakın uygulama yaptı ve açıkladı. Bana çarpıcı gelen noktalarsa şöyle özetlenebilir.
Bir uygulamaya başlamadan önce hazırlık yapmak gerekiyor.
Bugün seninle ... ile ilgili bir etkinlik yapmak istiyorum. Sen de ister misin ?diye çocuğa ön bilgi veriliyor ve istekli olup olmadığı soruluyor.
İstekliyse uygulama önce tarafımızdan yapılıyor. Burada çocuğun bizi göreceği şekilde yanyana oturmak gerekiyor.( Sağ elini kullananlar çocuğun sağına solaklarsa soluna oturmalı)
Bir kez uyguladıktan sonra ona sen de yapmak ister misin diye sorulup beklenmeli, uygulamayı tamamlasın ya da tamamlamasın müdahale edilmeden beklenmeli. Etkinliği istenilen şekilde yaptıysa(bizim ilk uygulamamız gibi) bir daha yapmak ister misin? diye sorulmalı ki zaten bu soru evet sen bunu yaptın , aferim , başardın, bravo sözcüklerini içeriyor.Bu böyle sıkılıp kalkana dek sürüyor.
Etkinliği sulandırması (bkz. alt fotoğraf)etkinlik onun istediği doğrultuda sürdürülmeli yorum yapılmamalı , tarih not edilmeli ve bir sonraki deneme için en az 2 ay beklenmeli.
Örnekse kaptan kaba avuçla taş aktarma,kaptan kaba taş aktarma,suyla yapılan etkinlikler ...içinden kolay görüp seçtiğim ve uyguladığım kaptan kaba taş aktarma etkinliği güzel başlamış bir kaç denemeden sonra aşırı derecede sulandırılarak aşağıdaki görüntü oluşmuştur. 2 ay sonra tekrar denenmek üzere rafa kaldırılmıştır.

El aletleri kartları


Alet hastası Bebek beyin "Hadi anne alet çıkaralım laminas edelim!" talebi üzerine internetten seçtiği resimleri indirip lamine ettiğimiz el aletleri kartlarımız.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Bazı Gerçekler

Biz blogcu anneler genelde çocuklarımızla yaptığımız eğlenceli yolculuklardan bahsederiz buralarda. Yaptığımız etkinlikler,geziler,söylenen tatlı kelimeler,emzik, biberon bırakmalar,bezsiz gezmeler,başarısızlıklarımıza şöyle bir değinip başardıklarımızı yazarız genelde.Bu blogdaki çoğu yazı da bu doğrultuda yazıldı.Evet eğlendik,evet öğrendik,büyüdük,gezdik tozduk,mutluyuz... Ama evdeki asıl uğraş yaramaz miniğin olur olmaz şeylerden ötürü çıkardığı krizlerdir. Biz anne babalar kimi zaman sakin kimi zaman kızgın ama çoğunlukla yapıcı ruh halimizle , karşımızdaki taze beyni saf ruhu hayat tecrübesi ve laf cambazlığımızla iki taraf da incinmeden alt ettiğimiz bir oyunun içine giriyoruz sanki.
İşte bizim evden etkinlikten,montessoriden,gezilerden,sanat eğitiminden,sportif faaliyetten,bol kitap okuyup müzik dinlemekten arta kalan zamanlardan bir kesit

Havuç Krizi

8 Haziran 2010 Salı

SEL TATİLİ

Dün öğleden sonra okulları tatil ettiler. Niye ?
Çoluk çocuk , öğretmen tayfası iyice bir dinlensin de bugün iyi yüzsünler diye.
Çünkü dün biz İstanbul'a çok uzak bu İstanbul köşesinden sadece yağmurun kokusunu duyarken bugün yağmurun ta kendisi iliklerimize kadar ıslattı bizi.
Olsun yağmuru severim ben, şemsiye de taşımam zaten. Arabam da yok , havadaki şu elektrik yükü bi nötrlendi mi yağmurla yeniden doğmuş gibi olurum. Toprak kokusu, tüm yükünü bırakmış , salınan bulutlar, yavaşça aydınlanan gökyüzü ve oradan buradan yere düşen son damlaların sesi...
Ah bir de dereler taşmasa , insanlar mahsur kalmasa biyerlerde , kimsecikler sele kapılıp gitmese ...
Al işte

TAHAMMÜLSÜZLER!

Bu adam , muhteşem süs havuzlu çay bahçesine koyduğu üç beş tavuğu -ki bence kuğu ya da ördek daha iyi olurdu- neşe içinde kovalayan çocuklara TAHAMMÜL edemez. Tavuklarının neşesi kaçmıştır çünkü. Tavuk kışkışlar gibi kovalar çocukları…

Bu hatun kişisi, İstanbul – Ankara seferi yapan trenin örtülü kuşetlisinde 2 yaşında bir çocuğun gece mızırdanmalarına hadi o neyse de sabah cıvıldamalarına TAHAMMÜL edemez. Pazarlık yapmaya çalışır onunla lutfen der biraz daha uyuyayım. 2 yaşındaki çocuk anlamaz onu . Devam eder konuşmaya , hatun kişi annesine saldırır bu kez , ilgisizlikle falan itham eder onu …

Bu kadın –kocamandır bu kadın dediğim 50 sine yakın - kilitli bahçe kapısının önünde bişeyler eşeleyen köpeciğe taş atar. TAHAMMÜL edemez bir başka yaratığa , kendisi gibi insan(!)olmayanlara…

Bu kadın da bu adama TAHAMMÜL edemez. 2 yaşındaki çocuğu alır başlar kovalamaya tavukları, adam hiçbir şey diyemez.

Bu kadın hatun kişiye de TAHAMMÜL edemez, zaten yorgundur, üzgündür, rahatınıza düşkünseniz umumi trende yolculuk yapmayacaksınız der, 2 yaşında çocuğa laf anlatılamayacağını anlatır tane tane , hatun kişi de anlamaz onu…

Bu kadın o kadına da TAHAMMÜL edemez. Niye atıyorsun o taşları köpeğe ne zararı var sana? diye sorar uzaktan. Cevap vermez öbürü devam eder taşlamaya hayvanı. Hayvan kaçar, o kadın mutlu ve gururludur köpeği evinden uzaklaştırdığı için ama bu kadın hala unutamamıştır bu TAHAMMÜLSÜZ insanları , yazıp durmaktadır baksanıza …
Beni Koruyun