23 Aralık 2010 Perşembe

Zatürre

Küçükken büyüklerimin aman sırtına bişey giy zatürre olursun,aman taşlara basma zatürre olursun,hava çok soğuk sıkı giyin zatürre olursun,...laflarıyla soğuk havanın sebep olduğu bir hastalık olarak tanırdım zatürreyi.Ama öyle değilmiş,mikrobik bişeymiş zatürre,tipik ve atipik diye de çeşitleri varmış,okul çocuklarında özellikle bu aylarda çok sık görülürmüş,tedavisi olan ama uygun tedavi yapılmazsa ölümcül olabilen bir hastalıkmış.

Nereden mi biliyorum?

Benim küçükbeyim zatürre geçirdi.

Bir gün öncesinde hiç birşeyi yokken geçen hafta kuru bir öksürük başladı,o gece biraz ateşlendi üzerinde durmadım,her ateşlendiğinde doktora götüren bir anne olmadım hiç bir zaman,hatta ateş düşürücü bile vermedim,sabaha düşmüştü ateşi zaten.(Gece sık sık kontrol ettim 39'u geçmedi hiç)

Ertesi akşam nefes alıp vermesinde bi tuhaflık hissettim,çok hızlı nefes alıp veriyordu,babası,burnu tıkalı herhalde falan dese de sabah doktora götürdüm.Muayene bulgularında pek bişey göremedi doktor,bronşiti var bronşları tıkanmış bayağı ama biz gene de film çekelim dedi.Filmde atipik zatürre çıktı.6 iğne ve günde 5 kez buhar tedavisinden sonra şuruba geçtik,şimdi iyiyiz,cumartesi tekrar kontrolümüz var.Anneannemiz de geldi çok mutluyuz:)

Aman dikkat,çocukları özellikle bu aylarda kapalı yerlerden ve kalabalıktan uzak tutun

Bu da küçük beyin ilk anlaşılır heykel çalışması,yüzündeki delikleri çatalla yaptı;

29 Kasım 2010 Pazartesi

SOYUT KAVRAMLAR

Kaç yaşında başlar soyut kavramlar hakkındaki sorular acaba?
Küçükbey bu aralar başladı yavaş yavaş.
Geçenlerde bana:"Anne ben kaybolursam olmazım değil mi"dedi
Anneme de ezan esnasında"Anneanne Allah neden görünmüyor?"demiş.
Ve zaman kavramı hakkındaki sorusu çok ilginçti.
Aneannesini özleyeb Küçükbey durmadan "Anne ne zaman gidiyoruz anneanneme?"diye soruyor ve her gün 3 gün kaldı,2 gün kaldı cevapları alarak yatıyordu. Son gün "Yarın gidiyoruz oğlum anneanneye" dedikten sonra yattı ve sabah kalktığında ilk sorusu şu oldu;
"ANNE BUGÜN YARIN MI?"

MERHABA!!!

Bloğum ve bloğumu okuyan ey insanlar merhaba...
Yenilendim ve geri geldim.
4 kilo verim,
Anneme gittim,
Özlediğim ne varsa gördüm,
Kendime yeni giysiler aldım,
Oğlum kaybolan "Ayla"nın yerini "Eda"ile doldurdu,
Teyze oluyorum,
Bebek bey artık benim için küçükbey
çok kısa sürdü belki 1 gün sadece...
Küçükbey artık tuvalete gidiyor,uzun uzun yazmanın anlamı var mı?
Bez bağlamayalım anne dedi ver bitti herşey bu kadar basit olacağını,
O bez paketinin aldığım son bez paketi olacağını bilmiyordum...
Şimdi çok rahatız,
sabah bahçeden bir çiçek koparıp "Anne öğretmenime götürüyorum"diyen bir küçükbeyim var artık!

21 Ekim 2010 Perşembe

Blog Annesi Olmak

İşte bu da blog annesi olmakla ilgili yorumum;

Annelerin Dünyası_Blog Takip Annesi

14 Ekim 2010 Perşembe

En çok tıklananlar

Sevgili Eylül Kuazusu Bahar beni sobelemiş.Kendisine teşekkür ediyorum.

İstatistiklere göre en çok tıklananlar;

1) Pasta Deyip Geçme

2) Gece Boyunca Uyumak

3) Kulplu Silindirler

4)Music Forever

5)Eşleştirme Kartları

5 Ekim 2010 Salı

Köprü Altı

1 ayı aşkın süredir yazamadım. Merak edenler var. Köprünün altından çok sular aktı.
Önce tatil,
Sonra Bebek Beye yuva arayışları.
32 yuva incelemesinden sonra karar kılınan 6 gündür anneanneyle birlikte yarım gün gidilen bir yuva ,
Yeni ders yılının başlaması ve yeni bir ders programına adapte olmaya çalışan ben,
Oğlumun yuvaya alışması sürecinde içinden yazmak değil okumak bile gelmeyen ben,
Nasıl oluyorsa
Annelerin Dünyası'ndayazmaya başlayan gene ben.
Döneceğim yakında...

3 Eylül 2010 Cuma

Endişeliyim

"Soruların çalınıp şaibeli KPSS ile öğretmenlerin belirlendiği ülkede, avcuna kopya yazan, arkadaşının kağıdına bakan çocuğa kızabilir misin!?"
diye sormuş eski bir öğrencim.

"Birisi de cevap vermiş;"Sen nasıl geldin buraya?"diye sormaz mı?" diye.
Kim gerçekten hakkıyla geldi olduğu yere nereden bilecekler?Bileceğiz?
Çocuklarımıza doğruyu,dürüst olmayı hangi örneklerle öğreteceğiz?
Adalet yerini bulur mu?
Ya bulmazsa?
Hakkı olmadığı halde , sahtekarlık yapıp gelip benim mesai arkadaşım olursa birileri!
Ya da daha kötüsü benim çocuğuma öğretmen olursa !...

27 Ağustos 2010 Cuma

Ağlama!!!

Bir insan düşündüm, yetişkin bir insan, bağırarak ağlıyor, hıçkıra hıçkıra ,gözlerinden akan yaşlar ağzına doluyor,sonra yere kapaklanıyor,burada tepinerek ağlamaya devam ediyor.Ağlamaktan bağırmaktan neredeyse sesi kısılıyor.
Bu insanı bu kadar ağlatan ne olabilir diye düşündüm.Ben hiç bir zaman böyle ağladım mı?Yaşadığım anları sorguladım sonra bir bir...
En sinirli anımı düşündüm...
En duygusal anımı..
En mutsuz anımı...
En savunmasız anımı...
En mutlu anımı...
Sonra buldum,çok sevdiğim birini kaybettiğimde haftalarca bi damla bile göz yaşı dökmeyip,nice sonra aynı bu şekilde ağlayıp tepinmiştim.Onu geri istiyordum o kadar...

Bunları dün aynı şekilde salya sümük ağlayıp tepinen bebek beye bakarken düşündüm.
Gerçekten bu kadar önemliydi istediği,elinden alınanı geri istiyordu...
Onun küçük dünyasında elinden alınan bu plastik müzik aleti benim büyük(!)dünyamda elimden alınan kişi kadar değerliydi.
Ona plastik müzik aletini geri verdim.
Çok sevdiğim , ama elimden alınan kişinin yadigarı olmasına rağmen...



26 Ağustos 2010 Perşembe

Nurturia'dan Bir Sosyal Sorumluluk Örneği



(sayfaları dökümanın sağ alt köşesine tıklayarak ilerletebilirsiniz)


Bu dökümanı pdf olarak indir.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

20 Sene Sonra...

Bebek beyin sabahtan akşama kadar tornavida,çekiç ve bilimum el aletiyle oyalandığını yazmamıştım sanırım buraya. Kontrol kalemiyle tornavidayı ayırtedebilen,gerçek çiviyi gerçek çekiçle muntazam bir şekilde tahtaya çakabilen,avuç taşlama,lokma anahtarı,keski ve bilimum adını benim bile bilmediğim aleti uzaktan bile tanıyabilen bebek beyin tamirci amca ve usta rollarine bürünüp,arada bu rollerden sıyrılıp ben motorcu abiyim diye motor tabir ettiği taş devri arabasıyla kafasında kask evin içini turladığı zamanlarda , 20 sene sonrasını düşünüyorum kafamda.

Özgür yetiştiriyoruz ya çocuğu,kararlarına saygı duyuyoruz,ne giymek isterse onu giyiyor,ne tatmak isterse onu tadıyor, 20 sene sonra ben kendime motor aldım işime ya da okuluma bununla gideceğim diyen bir genci nasıl durdururum ben?


Ben okumak istemiyorum anne gerek yok beni bir ustanın yanına çırak verin ben de usta olacağım diye tutturursa hayır mı diyeceğim??


2 yaşındayken bile kararlarına saygı duyulan bir insan 22 yaşında birden kararları hiçe sayılırsa,onlara karşı gelinirse,caydırılmaya çalışılırsa nasıl hisseder?


Öyle mutlu olursa olsun mu?


Küçük usta kıçında beziyle tamiratını yapmış karşımda aletlerini toplarken bunları düşünmem için çok mu erken?


İşte tam da bu sırada bana dönüp " Toplamama yardim et anne sen çiraksın , ben ustayım , çirak olmadan usta olunmaz!!!"dedi.


Yok yok ben kafayı yiycem galiba...


Beni Koruyun