3 Ekim 2009 Cumartesi

oyunlar üzerine(saklambaç)

Küçükken kardeşimle yaz günleri sokak maceramız kahvaltı sonrası başlar ve güneşin kararmasıyla sona eredi. Aslında mahallede yaşça bizden büyük bir çocuğun "akşam ezanı okunduktan sonra hala sokakta oynayan çocukların annesi babası ölürmüş "tezini duymamış olsaydık acıkıp susamadıkça,üşüyüp titremedikçe,yorulup düşmedikçe girmezdik eve de.Bu lafı duyduk ya bir kere inandık ona, eğer ezan okunduktan sonra hala sokakta oynarsak anne babamız ölürmüş!Bu yüzden hoca Allahu ekber der demez tabanları yağlar soluk soluğa eve koşardık. Kana kana sularımızı içerken de gururla birbirimize bakar ve içimizden bugün de anne babamızı kurtardık diye geçirirdik.

Oynadığımız oyunların başında da tabi ki saklambaç gelirdi.Her gün saklanmak için yeni yerler keşfeder çay içirdim lafını duymadan da çıkmazdık bu gizli köşelerden. Birgün yine üç beş mahalleli çocuk saklambaç oynarken herkesin sobelenmesine ve ebenin defalarca çay içirmesine rağmen kardeşim ortaya çıkmadı.Mahalledeki tüm gizli yerler, apartman bodrumları,çatı katları,arabaların altları,yakındaki döşemecinin deposu,bakkal,anneannemlerin arka bahçesi hatta güzel ebenin evi bile didik didik arandı ama o yoktu çok iyi bir yer keşfetmiş olmalı diye düşündük hepimiz. Yakında çıkar belki de duymuyor çay içirdiğimizi diye hep bir ağızdan avazımız çıktığı kadar bağırdık "çay içirdiiiim"

Ama o çıkmıyordu ve ben anneme haber vermem gerektiğini anladım .Annem çılgına döndü tüm gizli yerler bir de onun eşliğinde arandı. Yoktu. Çok korkmuştuk ve onun kaybolduğunu düşündük bir kaç kişiyi orada nöbetçi bırakarak annemle yola düştük.Paralel sokakları aradık,o zamanlar bizde telefon yoktu çevrede de sadece babaannemlerde vardı polisi aramak için koşar adım babaannemlere gitmeye karar verdik. Babaannemlerin eviyse bizim eve hayli uzaktı yolda annem ağlıyordu , bense hala çok iyi bir yer bulmuş olmalı düye düşünüyordum babaannemlere yaklaştığımızda kardeşimin 4. kat balkonlarından bize el salladığını gördüm . Anneme baktım annem kahkahalarla gülüyordu, yüzündeki yaşlar kahkaha atan ağzına doldu ve kayboldu. 4 yaşındaydı ve onca yolu tek başına gitmişti. Annem onu kucağına alıp öperken o bana dönüp çay içtim mi diye sordu.


Hiç yorum yok: